9 Şubat 2010 Salı

Uzay Araçları

Amerikalılar 15 Temmuz 1975 tarihinde cape kennedy üssünden  bir uzay aracı fırlattılar. Aynı anda ruslarında uzay aracını uazaya  fırlatıldı. Amerikan uzay aracında 3 tane, rus uzay aracında 2 yolcu  vardı.Bu o güne kadar ki bulumaların enbüyügü o bulusmaydı. Çünkü bu buluşma uzayda olacaktı. Bu uzay aracları 15 temmuz 1975 yörüngeye kenetlendi ve 2 gün boyunca kenetlenik kalarak bir takım deneyler yapıldı.  Bu buluşama  bilim yönünden de siyası yönünden de  çok büyük etki yarattı. Sonuç olarak uzay tüm ulusların ortak malıdır nedildi.

Uzayda Yaşam

Canlı organizmaların büyük coğunlugu gibi, inanda  biosfer yani dünyanın yüzeyinde ki  ve onu cevreleyen  ortam icinde var olabilir. İnsan bu ortamın dışına  cıktıgında yaşamsal koşulları yitirmiş olur. Bilim adamları bu ortamı sunmak için doğal koşulları bir kapsülün içine sığdırmak zorunda kaldılar. Uzay araçları bir çok radyasyon, ısı, ısıma, çarpma gibi tehlikelere karşı dayanaklı olmaları gerekiyordu. Ayrıca insanın yasaması için normal ısı ortamı, basınç ortamı, yer cekimi  gibi etkenlerde yapılması gerekiyordu.

Salyun

Rus uzay aracı da tıpkı skylap gibi dünya cevresinde  yörüngeye  oturmuş bir bilimsel labrotuardır.  Atronotların içinde bulundukları ve  sürekli çalışmış oldukları bir labrotuarları vardır. Uzay araçlarının çalışabilmesi için uazatılabilen güneş panelleri bulunur. Bu güneş panallerindeki piller elektrik enerjisine dönüşüyor.  Uzay aracının yörüngede kalmasını sağlayan manevralar itici roketler yapılır. Salyut radyo frekansları ile sürekli dünya ile bağlantı kurarlar.Bu nedenle çok detaylı bir  antenle donatılmıştır.

Skylab

1973 yılında bu uzay labrotuarları 1 satrün V roketleri ile yörüngeye fırlatıldı. Skylab beş yıl süre ile  dünyanın 420 km yukarısında gerçek bir uzay istasyonu olarak görev yaptı.  Nasa araşmacıları  bir kaç aylığına  uzay labrotuarına  incele için gönderildiler.  Orada çesitli deneyler yaptılar.Asrtonotlar apollo kapsülleri ile uzaya gidiyorlardı. fakat çok karmaşık olan kenetlenme çok zor oluyor büyük uğraşlar sonrasında skylab’a ulaşabiliyorlardı.. Onların bu çalışmaları sayesinde  güneş sistemini büyük teleskoplarla incelemeleri ile  bugunkü bilgi birikimimiz vardır.

20 Aralık 2009 Pazar

siber arabalar





siber arabalar bazı şoförlerin hosuna gitmeyecek. Neden derseniz arabayı sizin yerinize bilgisayar kullanacak. Fakat güze tarafı siber araba demek kazaların sonu demek. Artık trafik kazası olmayacak demek. Arabada arıza olduğunda kendisi arızalı olduğunu anlayacak. Yolda karsıdan gelen arabayı algılaayacak yada iki araba birbirine bir sac tanesi kalınlığında yakın geçebilicek. Çünkü onlarda insan yok. Bilgisayar birim alanda binde biri hesaplayan sistemlerle ilerleyecekki bunu bir insanın yapmasının imkanı yok. Arabalarda hareketli alt yapı bulunacak. Diyelimki siz arabaya bindiniz. Kullanıcı adınızı girdiniz. direk direksiyon koltuk aynalar her sey sizin ilk yapmış oldugunuz ayarlara göre otomatik ayarlanacak. Gitmek istediğiniz yeri gps den seçdiğinizde direk oaraya gidecek. Yol raporu alacak. Hava raporu alacak. yani hayal ettikleriniz bu arabalarda olacak. Açıkcası ehliyet kurslarıda sanırım yalan olacak.

ayaklar sürekli neden donar

sürekli ayakları donan insanların büyük ihtimal ayakları fazla terliyordur. Dünyada bir sıvının buharlasabilmesi için ısıyı kullanması gerekir. Buda aynı sizin ayaklarınız gibi sürekli ıslak kalırsa sürekli ısı kaybeder. ayaklarınızın donmasını engellemek için öncelikle terlemesini önlemeniz gereklidir. Bunun iicn ter emen pamuklu çoraplar giyin nefes alsın ama sıcak tutsun naylonsu çoraplardan uzak durun. ayaklarınızı kesinlikle terletmeyin. Üzerine oturmayın kapalı yerlerde tutmayın. Biraz sabırlı davranırsanız ayaklarınızın terlemesi zamanla duracaktır.

19 Aralık 2009 Cumartesi

Antifiriz arabaya nasıl konur

Arabanın radyatöründeki bütün su boşaltılır. Daha sonra 1lt su 1 lt antifriz koyarak doldurulur. Radyatörde çok az boşluk bırakılır. Radyatör kapağı kapatılır ve motor çalıştırılır.

Saf su varsayımda elektriği iletmez ve yalıtkandır.
Ama motorun içinde dura dura asidik bir özellik kazanır buda zamanla

metal yüzaylerde defoormasyon etkisi yatatır
bunda hemfikiriz ..
ama bunu kontrol altında tutmak elimizde..
Soğutma sıvınızın kalitesini ölçmek için voltmetre kullanabilirsiniz (şu aynı zamanda direnç akım vs ölçen alet)
DC düşük voltaja ayarlayın
elektrodun birini genleşme kabından soğutma sıvısına daldırın diğerinide şase alacak şekilde metal biyere..
okuduğunuz değer
0.1v küçük ise soğutkan iyi
0.1v - 0.3v ise iş yapar ama süper değil
0.3v - 0.5v ise soğutkan kötü tez vakit değiştirimek lazım
0.5v tan daha yüksekse o anda değişmesi lazım berbat bir sıvı...
velhasıl hiçbir tamircinin bilsede meslek sırrı hesabı söylemeyeceği
pratik bir bilgiyi paylaştım..
eli alet edavat tutan arkadaşlar artık aracının dilinden biraz daha iyi
anlayacaktır..

kömür sobası nasıl yakılır

Kömür sobasından en iyi verim almak için kömürün her zaman üstünde alev olmasına dikkat edin. Kömürlü sobalarda eğer soba kabaklarını kapatacasanız ilk kapatmanız gereken üst kapak olsun. Kömür ısındığında metan gazı olarakta bildigimiz karbon monoksit gazı üretir. Bu gazı yakarak ısınırız. Eğer kömür sobanızın sadece alt kapağını kapatır ve üst kapağını kapatmazsanız kömürden çıkan gaz yanmadan direk soba borunuzdan atılabilir. Dolasıyla soba çok ısı vermez sizde ağzını burnunu kapattım öff icerisi cok sıcak oluyordu. simdi iyi dersiniz ama enerji bosa gitmektedir. Yanan kömürün üzerine yeni kömür atarsanız kesinlikle alttaki yanan yani alev icinde olan kömürü komple kapatmayın yoksa. Yine kömürünüz ısıdan dolayı kızar ürettigi yanıcı gaz ucar gider sizde hic ısınamazsınız. Söyle düsünün siz tüpü actınız ama yakmayı unuttunuz. Ayrıca yanmamıs kömür gazı cok daha tehlikelidir.

19 Nisan 2009 Pazar

Kimyasal endüstri

Çeliği dünyada doğal olarak bul­mak mümkün değildir. Demir ve karbon karışımından ve diğer me­tallerle karıştırıldığında farklı kali­tede çelikler üretilebilir. Çok şükür ki, demir (şu anda sa­nayinin büyük kesimi çeliğe da­yandığı için) dünyada çok bulunan ikinci metaldir. Tüm metallerin % 6'sını oluştururken, alüminyumdan sadece % 2 azdır. Fakat o da do­ğal halinde bulunmaz ve limonit, pirit, hematit ve magnetitlerden, demir, oksit ve sülfürlerinden ay­rılarak elde edilebilir. Özel bir işlemle ayrılan demir (ki külçe demiri adını alır) ona serttik verici özelliği olan karbonu % 4 oranında içerir. Eğer karbon ora­nı % 1.7'den aşağıya düşürülürse çelik adını alır.
Yukarıdaki şema demir ve çelik üretim endüstrisini göstermekte­dir.
1 .Demir ve kireçtaşı (Kireçtaşı de­mirdeki pislikleri arıtmak içindir) kutlanılmak üzere birleştirilir.
2. % 80 karbon içeren kok, kömür­den elde edilir.
3. Hammadde özel fırına gönderi­lir. Şurada üzerinde cüruf bulunanergimiş demir haline gelir. Cürufküçük parçalar halinde arıtılır, yol,inşaat yapımında ve çimento üre­timinde kullanılır. Yalıtım madde­leri için de yararlanılır. Demir ya er­gimiş ya da külçe halinde kullanı­lır. Bir kısmı da fabrikalara, eşyayapımında kullanılmak üzere.yol­lanır.
4. Külçe demirin büyük bir kısmıçelik işleri için, oksidasyon yoluy­la karbon oranının % 1.7'nin altı­na düşürüldüğü işletmelere gön­derilir. Çeliği istenilen kıvama ge­tirmek için baksa metallerle karış­tırmak da mümkündür.
5. Çelik daha sonra işlenerek, is­tenilen şekJe getirilir ve birçokalanda kullanılır.
Üretilen çelik parlak ve esnektir. Bunun yanısıra demirden daha sert ve kolay işlenir haldedir. Pek-çok tipte cenk üretilebilir. Örneğin, mühendislik için yumuşak cinsi, malzeme ve alet için karbon çelik­leri, alaşım halindekiler, nikel ve çeliğin alaşımından ekte editen tü­rü pasa ve aşınmaya çok dayanık­lıdır ve krom ile tungstenden olu­şan yüksek hız çeliği. Tüm bünJar makine endüstrisinde çok önemli rol oynar.
Sağda: Demir-çelik İşşfl Hammaddenin uygun şekilde taşınabilmesi için geneilikk limanlara yakın kurulur.
Bu işte kullanılan özel fırınlar çe­lik kaplı olup tepedeki çift kapak sayesinde gazın kaçmasına engel olurlar.
Fırın tepedeki kilitten demir ve kok­la yüklenir. Basınca tabi tufulan hava 500-900°C'ye kadar ısıtılır ve bu hava "tüyer" adlı on-oniki ufak tıpadan pompalanır. Bu sırada alt­taki kokun yanıp karbonmonoksi-te dönüşmesi sağlanır. Fırının he­men üstünde sıcaklık 1600°C (2.90°F)a kadar yükselir. Yükselen gaz demir alaşımla reaksiyon ve­rerek onu saf demire indirger.Saf demir kokta batmaya başlarken aynı zamanda gitgide ısınır ve er-gıyerek karbonmonoksitteki karbo­nu da emer. Artık gazlar toplanır, temizlenir ve fırını tekrar ısıtmak için kullanılır. 1.450°C (2,647°F)'a kadar ulaşmış olan ergimiş halde-
I ki demir külçeleri altta toplanarak her 3-6 saatte boşaltılır. Cüruf da süzülerek ergimiş haldeki metalin üzerinde yüzer. Bu da sürekli bir biçimde boşaltılır. Temel oksijen çelik üretimi Günümüzde demir külçelerin ço­ğu temel oksijen işlemleri çeliğe dönüştürülüyor. 350 tona kadar, ergimiş haldeki demir külçeleri çe­lik parçalan ile birlikte fırına koyu­lur. Su soğutmalı tüp fırına indiri­lerek metal yüzeyine saf oksijen püskürtülür. Bu arada cüruf oluş­turmak için kireç de eklenir. Oksi­jen fazla karbonla birleşip yanma­sını sağlarken, diğer artık madde­leri de okside ederek cürufla bir­likte boşaltılmalarını sağlar. Yakla­şık 40 dakika içinde çelik hazır ha­le gelir, önce cüruf dökülür ve ka­lan çelik gerekli bölümlere yollanır.

ÇELİĞİN İŞLENİŞİ
Çelik fırından çıktığında genellikledepolara soğumak üzere boşaltı­lır. Depolanmış haldeki ergimişmetal bir delikten düşey su soğut­malı depolara boşaltılır. Çelik budelikten yarı katı halde geçer. Kor-laşma soğuk su şokları ile durdu­rulur. 'Sıcak metalle çalışma yöntemleriyukarıda sağda gösterilmiştir.Bun-lar baskı, yuvarlama ve kesitselyuvarlamadır. Baskı sıcak metaliüst üste çekiç darbeleri ve sıkıştır­ma ile şekle sokmadır. (1a, 1b, 1c)yuvarlamada (2) sıcak metal büyüksilindirler arasına sıkıştırılarak düz­gün tabakalar oluşturulur. Kesitselyuvarlamada (3) çelik aynı zaman­da, kare yuvarlak veya oval kesit­lere dönüştürülür. Basınç aletlerigerekli boyutları sağlamak içinayarlanabilir. Aynı zamanda meta­lin sertliğini ve gücünü artıran so­ğutucu işlemler vardır.
Erimiş çelik, bir kanaldan akarak soğutulaeağı yere gelir. Bu tür sahne/eri, İngiltere'de, eskiden olduğu kadar şık göremiyoruz. Çelik için talep azaldığından birçok çelik işletmesi kapanmıştır.

Eski bir kurgu-bilim
başlarındaki demir yazarının hayalindekine endüstrisi kadar önemli.
benzeyen, kilometrelerce Araştırmalar sonucu elde
uzun borular, arıtma edilen ürün ve yankuleleri, depolar. Gerçekte
ürünlerin hayata ne denli modern bir kimyasal
girdiği düşüncesi bu önemi
endüstri merkezi. Gününartırıyor. Kimyasal endüstri

kimyasal endüstrisi, artık böyle büyük bir öneme 19. yüzyılın son dönemi ileoldukça kısa bir sürede
ETRAFIMIZI
Modern kimyı da ortaya ç* yüzyıl boyune ve gelişmetoı melini atmışt Kendilerini b adamları, un ve bunlann bİ killeri üzerine leşiklerin kul tırrnışlardır. I tüm çalışmal bölümlerde y dir.
Zamanla bu I şip, günün en ya başladı. & den, milyonu oldu.
Endüstrinin t rın nereden* nı ve ne üzbıi ğını belirieyel Eğer ürün ek meye değeri melini teşkil ( Endüstrinin ö İngiltere'nin ' nun, ki bu M birtakım uta* ne eş değe( Chemical Kimya Er mamak



ETRAFIMIZDA
Modem kimyasal endüstri bir an­da ortaya çıkmış değildir. Son iki yüzyıl boyunca süren araştırmalar ve gelişmeler, bu endüstrinin te­melini atmıştır.
Kendilerini bu işe adayan bilim-adamları, uzun zaman elementler ve bunların birbirleriyle birleşim şe­killeri üzerinde çalışmışlar, bu bi­leşiklerin kullanım alanlarını araş­tırmışlardır. P'ekçok bilim adamı, tüm çalışmalarını genellikle belli bölümlerde yoğunlaştırabilmişler-dir.
Zamanla bu küçük parçalar birle­şip, günün endüstrisini oluşturma­ya başladı. Büyüyerek birkaç kişi­den, milyonlarca kişinin ilgi alanı oldu.
Endüstrinin temelini, araştırmala­rın nereden ye nasıl başlatılacağı­nı ve ne üzerinde yoğunlaştırılaca­ğını belirleyen kimyager oluşturur. Eğer ürün ekonomik olarak üretil­meye değerse, ticari girişimin te­melini teşkil eder. Endüstrinin önemi kavrandığında, İngiltere'nin en büyük kuruluşu­nun, ki bu kuruluşun sermayesi birtakım ufak devletlerin gelirleri­ne eş değerdedir, ICI -Imperial Chemical Industries (Emperyal Kimya Endüstrisi) olmasına şaş­mamak gerek.
ENDÜSTRİNİN BABASI
1775'te Paris Bitim Akademisi, sa­bunun yüksek fiyatından dolayı yaygın kullanıma geçemediğini ve bu nedenle dolaylı da olsa, bazı be­lirli hastalıkların yayılmasından so­rumlu olduğunu ileri sürdü. Ucuz yoldan sodyum karbonat üretecek kimseye de günün değeriyle £5000 para ödülü belirledi. Tebeşir, tuz, sülfrik asit kullanarak çalışan Fransız doktor Nicholas Lebtanv, 14 yılda bir yöntem geliş­tirdi. Ne var ki, Fransız A kademisi yöntemi ekonomik bulmadığından, ödül vermeyi reddetti. Leblanc çalışmalarım sürdürdü. Ye­ni yöntemde tuz sülfrik asitte ısıtı­lıyor ve sodyum sülfat üretiliyordu. Bu karbon ve teşebirle ısıtılıp sod-

Katattzdr
Demir oksit
Vanadyum pentaoksıt

Alüminyumun oksit ve silikatları, alüminyum ve magnezyum
Petrokımvev* «nAH molekütorm fcaMMa ayrılmasında Kull*wİ
KATALİZÖRÜN YARARI:
Reaksiyonların sadece hızını etki­leyip, sonuçlarında bir değişim ya­ratmayan katalizörler pekçok reak­siyonu hızlandırmak için kullanılır. Gübre ve patlayıcı üretimde kulla­nılan amonyağın ticari üretiminde azot ve hidrojenin reaksiyon hızı­nı artırmak için demir oksit kulla­nılır. Reaksiyonu başlatırken ısıtı­cılar kullanılır. Fakat başladıktan sonra da sağladığı ısı 500°C (932°F) sıcaklığa erişir. Katalizö­rün üzerine pompalanan gazlar, yüksek basınçta ayrılmakta olan sı­cak gazlarda ısınır. Azot ve hidro­jenin bir kısmı birleşir ve sonradan ayrılıp soğutulacak olan amonya­ğı oluşturur. Kalan gazlar dolaşıma devam eder. Aşırı ısınma dönüştü­rücüdeki ve katalizörün içindeki borularda soğumakta olan gaz sa­yesinde önlenir.
yum karbonat ve kalsiyum sülfat bi­leşimi oluşturuluyordu. Daha son­ra sü eklendiğinde, yalnız sodyum karbonat çözüldüğünden, ayrılıp buharlaştırılabiliyor ve böylece maddenin kristalleri elde edilebili­yordu.
Leblanc 'in fabrikası 2 akre kaplı­yordu ve maddelerin en az harcana­cak şekilde kullanımlarına elverişli bir biçimde yapılmıştı, tik kimyasal fabrika idi ve malzemenin sürekli kullanımını sağlayan ilk modern sis­temdi.
Leblanc'm yöntemi sabun üretimi­ni çok daha ucuza mal ederken, cam ve kağıt fiyatlarını da indirdi. Böy­lece akademi isteğine kavuştu. Leb­lanc haklı olarak endüstriyel kimya­nın babası olarak bilinir.
soöutucu
Solda: 1770 'de. Leblanc'in yöntemi bilinmeden önceki sabun fabrikası. Birkaç yılda sabun üretimi bir el becerisi olmaktan çıkıp toplu üretime geçildi.
133
sülfür dıoksit sülfir trioksit oleü'm
ZAHMETE DEĞER HALE GETİRMEK
Kimyasal endüstrilerde kullanılan baz maddeleri oksijen, nitrojen, hidrojen, sülfür ve klor örneklerin­de olduğu gibi, genellikle doğal ve kolay oluşur. Endüstriyel üretimin dayandığı kimyasal reaksiyonlar da melde oldukça basittir, tşin güç araştırmaları finanse etmek, 'ekonomik ve piyasa istelç-faırştlayan şekilde değiştir-
ye bunların kimyasal Süfieözüksed
SÜLFRİK ASİT
Endüstriyel asitlerin en önemlile­rinden biri de sülfrik asittir. (H2SO4) Gübre, deterjan, patlayı­cı, boya, yağ gibi malzemelerin üretiminde yararları vardır.
Sülfrik asit sülfür dioksitten iki yolla üretilir. Deri hücresi yöntemiyle üretilen asit fazla saf olmasa bile,
1 alanı geniştir. Diğer yön-kilde gösterilen) saflık ora-
asit üretilmesini sağlar.
Asit soğutulur (8) ve depolara palanır (9).

Gübre üretimi: Amonyak (1) nitrik aside (2) dönüştürülür, sonra bunu nötrleştirip amonyum nitrata dönüştürmek için kullanılır (3). Potasyum klorür (4) eklenir. Sülfürden (5) elde edilen sülfrik asit (6) kalsiyum fosfata (7) eklenir. Bu fosforik asitte (82 çözünmüş haldedir.
gozuKse ae> ay ejker maddelerden klik, basınç,

Amonyakla birleşen fosforik asit amonyum nitrat (9) verir. Kalsiyum fosfat da sülfrik asitle reaksiyona sokularak 'süperfosfatlar'ın üretimine çalışılır.
Maddeler sonra karıştırılıp baz (10) elde edilir, kabartılır (11) ve kurutulur (12).

katalizör faktörlerinden herhangi biri farklı olsaydı, bunları gerçek­leştirmek mümkün olmazdı. Laboratuvar deneyleri geniş kap­samda yürütülmektedir. Eğer bu ana tema başarıyla yürütülebilirse, üretim endüstrisine hizmet verebilir. Kimyasal çalışmaların kurulması ol­dukça pahalıya çıkar. Böylece kim­yasal endüstri büyük ortaklıklar ta-, rafından denetlenir. Bu kuruluşun geleceği, kimyagerlerden çok işa­damlarının elindedir. Bu kişiler de­ney sonuçlarının getireceği kâr, bi-limadamlarmın öne sürdüğü fikir­lerin ne derece uygulanabilir ve eko­nomik olduğu üzerinde dururlar.
dünyada i kullanılan enerji kaynakta)

Kimyasal Enerji
20. yüzyıl toplumu endüstrilerinin yakıtını sağlayacak, yiyecek ve diğer malzemelerini iletecek, evlerini aydınlatıp ısıtacak, traktörünü çalıştırıp haşatını toplayacak ve gemilerini, trenlerini, uçak ve yol taşıtlarını çalıştıracak enerjinin üretim ve tüketimine dayalıdır. Kullandığımız enerjinin yüzde doksanı fosil yakıtlardan sağlanır. Kömürü, benzini veya havagazmı yaktığımızda oluşan kimyasal enerji, hayatımızın şu ya da bu yönünden belkemiğini oluşturur.
ENERJİ VE KİMYASAL. DEĞİŞİKLİKLER
Bilimadamları yeni enerji kaynak­ları bulmak için çalışmalarını sür-dürüyoriarsa da, hâla kimyasal re­aksiyonlarda açığa çıkan enerji gü­cümüzün büyük bir bölümünü sağ­lamakta.
Kimyasal bağlar kırıldığında ve­ya değiştiğinde ve ısı (enerji) açı­ğa çıktığında, reaksiyon egzoter-mik adını alır ki, bunun en önemli örneklerinden biri petrolün yanma-sıdır. Petrol buharı araba mekaniz­masında bir kıvılcımla harekete ge­çirildiğinde, arzulanan bölümde yanma olayı başlar. Hidrokarbon­lar arasındaki bağlar kırılıp, yeni­ler oluştuğunda açığa çıkan ener­ji kıvılcımın verdiğinden çok daha fazladır -egzotermik bir reaksiyon. Bilinen pekçok kimyasal olay eg-
zotermiktir, ancak her reaksiyon­da enerji açığa çıkmaz; bazılarının oluşmaları için enerjiye gereksin­me vardır. Bu çeşit reaksiyonlar endotermik adını alır.
Isının bir nevi enerji şekli olduğu­nu, daha çok Count Rumford ola­rak bilinen Benjamin Thomp-son'dur. Benjamin Thompson ısı­nın eskiden inanıldığı gibi ufak par­çacıklar arasında akan 'kalorik' ad­lı bir sıvı olmadığını ve hareketin bir çeşidi olduğunu ileri sürmüştür.
Thompson toplarda oluşan büyük miktarda ısıdan hareket ederek, ısının sürtünmesiyle oluştuğuna, bunun da mekanik enerjideki de­ğişmeyle sağlandığına inandı. Isının pekçok kimyasal olayın so­nucu oluşu sayesinde, bizde gücü­müzün pekçoğunu bu yvkimtmğ lamaya başladık.
KİMYASAL ENERJİYİ KULLANMA
Bir kimyasal olayda ısı açığa çıkarsa, ürünlerin enerjisi, reaksiyona girenlerden daha az .demektir. Bunlar daha dengeli olarak kabul edilir.
Metan 4 hidrojen, bir karbon ato­mundan (CH4) oluşan yüksek enerjili bir gazdır. İki çift molekül­lü oksijen (O2) ile reaksiyona gir­diğinde karbon iki oksijenle birle­şir ve karbondioksit (CO2) oluştu­rur. Bu arada diğer 4 hidrojen ato­mu da diğer iki hidrojen atomu ile birleşerek, iki molekül su (H2O) oluşturur. Bu işlem sırasında ısı
çıkar.
Bir kalori, bir gram suyu (genellik­le 15°C'de). bir santigrat derecede ısıtmak için gerekli ısı miktarı ola­rak tanımlanır. Fakat, son zaman­larda kalorinin 4.184 katı olan ve ısıdan çok enerji birimi olan (jou-le) bilimsel çalışmalarda daha çok kullanılmaya başlanmıştır. Metan gazını, mutfaklarımızda her gün kullanırız. Kuzey Denizi'nin al­tındaki geniş bölmelerde bulunan doğal bir gazdır. Bu kaynaklar bu­lunmadan önce Algeria'da bulu­nan doğal gaz -1O6°C (-159°F)'a soğutulup, sıvı halde, gemilerle İn­giltere'ye taşınır, burada tekrar gaz haline dönüştürülür.
Kimyasal Hücre
Kimyasal bir hücre, kimyasal de­ğişikliği doğrudan elektriğe dönüş­türür. En basitlerinden biri porse­len bir kap içinde, seyrek sülfrik asit çözeltisine batırılmış olan anot (pozitif elektrod) görevindeki çinko çubuktan ibarettir. Sülfirik asit, çinko-sülfat çözeltisine dönüşür. Bu porselen kap katod (negatif elektrod) görevinde bakır çubuğun da içinde bulunduğu bakır sülfat çözeltisi içindedir. Geçirici kap iyonlann bir çözeltiden diğerine geç­melerine elverişlidir. Sonuçta, olu­şan kimyasal değişim, elektrik akı­mına neden olur.


reaksiyona giren irnaddelerin enerjisi
oksijen atomu hidrojen atomu şarbon atomu
İtfaiye (oksijen)


Nem reaksiyonu tuzlandırır. Oksidasyonun zararlı ve tehlikeli olduğu durumlar yardır ki, önleyi­ci tedbirler gerekir. Bir tungsten lambada, elektrik akımı, metali öy­le ısıtır ki, normal şartlarda patla­yıcı bir oksidasyon olayı beklenir. Buna,, cam çerçeve içindeki tüm havayı boşaltma yoluyla engel olu­nur.
Metan oksijen/e oluşurken, meydana gelen reaksiyon yukardaki şekilde gösterilenlere benzetilebilir. Bir anne (karbon atomu) ve dört çocuğu (hidrojen atomları) yanmakta olan bir binada mahsur kalmışlar -
OKSİDASYON
Oksijen diğer etmenlerle ve bile­şiklerle birleşip, yeni oksitler oluş­turma eğöimfi, kolay reaksiyon ve­ren bir elementtir. Bazen oksidasyon sonuçları olduk­ça çabuktur, bir kibriti yaktığımız­da olduğu gibi- Kibritin ucunu ku­tunun sert kenarına sürttüğümüz­de, sürtünmeden dolayı oluşan ısı, kibritin ucundaki potasyum kırat­taki potasyumun oksijenle birleş­mesini kolaylaştırır, âonuç küçük bir patlamadır -maddeler tutuşa­rak, tahtanın yanmasını sağfar. Diğer örnekler daha uzun sürelidir ve belli periyodlarda oluşur. Pas, oksijen ve demirin birleşip, demir-oksit oluşturmasının sonucudur.
dengesiz durum. 4 itfaiyeci ikişer ikişer gelip (iki çift moleküllü oksijen) onları kurtarıyorlar. Bunlardan ikisi anneyi taşır (karbondioksit oluşumu) diğerleri de ikişer çocuk kurtarıyor (2 molekül- su
Bir kibritin yanmasına sebep olan oksidasyon, lambaların patlamasını önlemek için engellenmelidir.
V
H ,O oluşturarak). Ve aşağıda gerilen beze atlayıp kurtu/ur/ar-denge. Düşüş/erindeki kinetik enerji reaksiyonda açığa çıkan ısıya benzetilebilir. Bu ısı kimyasal bağların tekrar düzenlenmelerinin bir sonucudur.

ENERJİ
Sürtünme reaksiyonlarla imlama yoluyla ısı ima maddeler ışıkla çok «aksiyona girebilirler, maddenin kilogramı len gaz miktarından , sıcak gazın çevreye ptaançta ve üretilen ga-s farklılık gösterir-
r ya birbirleriyle reak-karışımlardan ya da ı enerji veren kim-ı oluşurlar. Yan-içBzüime başladığında re-- birbirlerine öyle yakın ı baslar ki, saniyenin çok inde, patlamalarla ya-ne reaksiyon oluşur, ı açığa çıkan enerjiden (Maçlarla kullanıldığı gibi, t ve taş ocaklarında da r. Kullanışlı olmaları için ı sadece istenildiğinde duumda olmaları gerekir ; bir enerjide patlamayı ı barut ve fitili kullanım ı sokmuştur. Topların yay-ı zamanlarda doğru kul-Jında gerekenden önce tpalsyabilen maddelerle reak-joa başlatılır ki, bu düşmandan fctopu kullanan kişilere zarar ve-
j ateşleme pimi
patlama lobini
toz
kurşun


a: Işık da bir fitil gibi rak, kimyasal bir
başlatılabilir. Kmmthkıa hidrojen ve klor mrmsutdakı reaksiyon, matmadıkça çok yavaştır. Ancuk Mtm reaksivon güneş ışığında fmttoytcıdır. (l)'de hidrojen ve Hor molekülleri ayrıdır. \e var ki güçlü bir ışıkla tmfdaştığında (2) çok seri bir se&Me reaksiyona girerler (3). Molekülleri birarada tutan bağlar kn/ır ve hidrojen ve klor bir/eşip kiAvjen klorürü oluştururlar fHCİJ ışığın neden olduğu veya
ışık .üreten kimyasal- reaksiyonları inceleyen dala fotokimya adı veri lir.
En üstte: Kıvılcım/arın ani parlayışları ve renkli ışığın fişekten oluşumu, fişek/er; sülfür potasyum nitrat ve kömür karışımı olan baruta çeşitli

Asit ve Bazlar

Asit ve Bazlar

hidrofluorik asit asit çözeltisi
Bu nedenle kimyacılar 'baz' keli­mesini tekrar asitler reaksiyona girdiğinde tuz ve su oluşturan madde olarak tanımlamışlar ve su­da çözülebilen baza da alkali de­mişlerdir.
Eski kimyacılar asit ve baz tanım­larını birleştirmişler ve bazla reak­siyona girince tuz ve su oluşturan maddeye asit demişlerdir. Bu ta­nım daha fazla araştırma yapılana kadar doğruydu.
Bir bileşik, asit oluşturmak üzere suda eritildiği zaman, buna baöl olan hidrojen atomu ayrılır ve hid­rojen iyonu haline gelir (H +). Bir baz da suda çözündüğü zaman hidroksil iyonu (OH") oluşur. Bu fark bize asitle bazın gücünü ölç­memize yardımcı olur. Bu güç, suda bulunan hidrojen iyo­nu sayısının logaritması olarak öl­çülür (Buna pH denir). Su kimya­sal olarak nötrdür ve Ph'ı 7'dir. Asitlerin pH 7'den az.bazların pH ise 7'den fazladır. Asit ne kadar güçlüyse pH'ı o kadar küçüktür. Baz ne kadar güçlüyse pH'ı o ka­dar yüksektir logaritmik ölçek oldu­ğundan pH'da 1 fark, gerek güçte on fark demektir. pH'ı 1 olan asit pH'ı 2 olan asitten 10 kat güçlüdür. Güçlü asitler; Hidroklorik asit, nit­rik asit, hidrobromik asit ve hidro-jodik asittir. Güçlü bazlar ise sod­yum hidroksit ve potasyum hidrok­sittir.
Midemizde yemekleri sindirmek için hidroklorik asit üretiyoruz ve yaşamımız büyük ölçüde amino asitlere dayanır.
ZAYIF ASİTLER VE BAZLAR

Asit veya bazın pH'ı 7'ye ne kadar yakınsa o kadar zayıftır.
En üstle, Nötr bir çözeltiye asit veya baz atarsak asit veya baz çözeltisi oluşturur. Asitte, hidrojen konsantrasyonu fazla, bazda ise hidroksil iyonu konsantrasyonu fazladır. Yukarıda: Hidroklorik asit gibi güçlü bir asit, hidrofluorik asit gibi zayıf bir asitten daha çok hidrojen iyonu oluşturur.
4 yıf asitler, yediğimiz ekşi meyveler­de bulunan sitrik asit, tartarik asit ve belki de en çok kullanılan ase­tik asit (sirke). Sütün ekşimesini sağlayan asittir. Sütteki mikro or­ganizmalar bir süre sonra laktik asit oluşturmaya başlarlar. Mide­mizde fazla asit varsa midemiz ağ­rır. Bunu iyileştirmek için zayıf bir baz olan magnezyum hidroksit sü­tü içilir.
ASİT + BAZ = NÖTRİLİZASYON
Neden, magnezyum hidroksit mi­dedeki acıyı geçiriyor? Çünkü asit­ler ve bazlar birbirlerini nötralize ederler ve sonuçta zararsız tuzlar ve su çıkar. Kimyasal madde taşı­yan tankerlere sızma halinde ne kullanılacağı bu yüzden yazılır. Asit sızıntısı, bazla nötraiize edilebilir.
ASİT, BAZ VE TUZLARIN KULLANIMI
Asitler metalleri eritmede, patlayı­cı yapımında, petrol rafine işinde, kağıt yapımında ve plastik sanayi­inde kullanılır. Alkaliler ise sabun yapımında kullanılırlar. Tuzlar bü­tün yaşayan canlılar tarafından kullanılır. Aynı zamanda ilaç ve pigment yapımında da kullanılırlar.
Asit ve bazları karıştırarak kimya­cılar endüstride gereken maddele­ri yapmaktadırlar. Asitler ve bazlar,bir mineralin saflığını ölçmede dekullanılır. Altın, asitle denenir. Asitaltını etkileyemediğinden geriyesadece saf altın kalır. Kalitesi dü­şük olan altın, asit yabancı madde­leri etkileyeceğinden erimeyebaşlar.

BAZI MADDELERİN pH
Madde
1-4 2-1 2-8 3-5 4-1 5-0 6-0 6-9 7-0 7-4 8-5 11-9
Gastrik suyu
limon suyu
Portakal suyu
Şarap
Domates suyu
Express kahve
İdrar
Süt
Distile su
Kan
Sodyum bikarbonat
Amonyak
Pataes
domates

Yukarıda; Distile su hariç hemen hemen bütün maddeler asillik veya bazlık özelliği gösterirler. Yukarıda bazı çok kullanılan maddelerin pH değeleri gösterilmiştir. Aşağıda solda: Asit ve bazların reaksiyonu sonucu oluşan tuzun pek çok yararı vardır. Burada, sodyum tuzlarını günlük yaşantımızda nerelerde kullandığımız gösterilmiştir. Aşağıda sağda: pH ölçeği. Asitlerin pH'ı 1-7, bazların pH'ı 7-14 arasında değişir. Aşağıda: Çeşitli endikatörler ve değişik pH değerleri karşısında nasıl değiştikleri gösterilmiştir.
ASİT VEYA BAZ?
Analitik kimyada, kimyagerlerin karşı karşıya kaldıkları sorunlardan biri, bir çözeltinin asit mi baz mı ol­duğudur. Bunu anlamak için endi­katörler kullanılır (Belli pH derece­lerinde renk değiştiren bileşikler). En çok kullanılan endikatörler, laboratuvarlarda kullanılan turnu­sol kağıdıdır. Bir parça turnusol ka­ğıdı asite batırıldığında kırmızıya, baza batırıldığında maviye döner. Başka bir endjkatör, Kongo kırmı­zısı, tam ters işler; asitte maviye, bazda kırmızıya döner. Endikatörler aynı zamanda asit ve bazların gücünü bulmak için kul­lanılırlar. Belli pH derecelerinde belli renge giren kağıtlar vardır. Bu kağıtlar çözeltiye batırılarak, pH'ın, örneğin, 3 veya 4 olduğu anlaşıla­bilir.
Endikatörler. tuz elde etmek için asit ve bazları karıştırırken de kul­lanırlar. Çünkü bazen asit veya ba­zın tamamen nötrleşmesi gerekir. Kimyager, asit veya bazı yavaşça döker ve her defastnda endikatör-le pH'ı kontrol eder. Endikatör renk değiştirmeye baş­layınca, çözeltinin nötr halde ol­duğunu ânlar.
Analitik kimyayla uğraşanlar, endi-katörleri asit veya bazın gücünü anlamak için kullanırlar. Örneğin bir bazın gücünü anlamak için, ba­zı, kuvveti bilinen bir asit çözelti­sinin içine döker. Çözelti nö tWeş-tiği zaman, bazın kuvveti, asidin kuvvetinden hesaplanır.
ASİTLER VE TOPRAK
Çiftçinin, toprağında ne kadar asit olduğunu bilmesi gerekir. Çünkü asitlerin, bitkilerin büyümesi üze­rinde etkisi vardır. Fazla asitli bir toprak üzerine kireçtaşı dökülerek asitliği azaltılabilir.
Değişik ürünler değişik miktarda asitte büyürler, patates, örneğin asitli toprakta büyür, oysa buğday bazlı toprağı tercih eder. İngiltere -de toprakların çoğunun pH değer­leri 4 ile 9 arasında değişir. Fakat yıllar geçtikçe, gerekli işlemler ya­pılmazsa topraklar daha çok asit-lenir. Bunun sebebi, karbondiok­sit ye diğer asitlerin yağmur suyun­da erimesi ve toprağa düşmeleri­dir. Aynı zamanda yağmur, suyu bazik bileşikleri götürür. Yağmur­daki asit toprağa geçer ve kalsi­yum karbonatı eritir. Aynı zaman­da asitli topraklan, humusun çözül­mesini engeller.


nötr
Sindirim Herbisit Dezenfektan 1 Gübre Ciğertuzları Deterjan Fotoğratık fiksativ
SODYUM TUZLARI VE KULLANIMLARI
Tuz
Kullanımı
Kimyasal formülü
Sodyum bikarbonat 2NaHCÛ3Sodyum klorat NaCIOa
NazS
Sodyum hipoklorit NaOCI Sodyum nitrat Sodyum sülfat Sodyum sülfit Sodyum tiosülfat
Kuvvetli
kuvvetli asit
Kuvvetli aside doğru hidrojen iyonlarının yoğunluğu artar Kuvvetli baza doğru hidroksil iyonlarının yoğunluğu artar

Demir ve Çelik
Sari Fransisko'daki Golden \ Gate köprüsü dünyanın en
iyi yapılarından biridir.
Hergün çok büyük bir
trafiği taşır. Sarkan
kabloları tutan kuleler, yüksek kalite çelikten yapılmıştır. Bu madde belki de insanlığın teknolojik alanda ilerlemesinin hikayesidir. Bu madde güçlü ve dayanıklı olmasına rağmen, çeşitli hareketlere karşı
koyacak kadar da esnektir. Çelik, son ikiyüz yıldır, büyük yapıların yanında araçlarda hatta evlerde çatal, bıçak, musluk,
lavabo ve hatta mücevher
yapımında
kullanılmaktadır.
Çeşitli kalitelerde çelik
yapmak için demir
külçelerin işlenmesi
yirminci yüzyılın en önemli
ağır sanayilerinden biri
olmuştur.
BU: önen
sanayisi* , temelidir. ~) sanayii, inek metalürjik ve bir ulusun r belkemiğidir. Örtfea&ardu ufak çapta başlayâm çeiik sanayii yirminci ytt&tida dünyanın en önemli sanayisi haline gelmiştir ve günümüzde hergün, bir milyon ton üretilmektedir.