14 Şubat 2010 Pazar

kar süpürücü

kar süpürücü

kar süpürücü

Kar kaldırma araçlarının en eskisi ve en basiti, hiç şüphesiz kürektir. Ancak, trafiğe en kısa zamanda açılması gere­ken uzun bir kara ya da demiryolunu kardan temizlemek, kürekle başedile-cek iş değildir. Bunun için, yolun duru­muna göre, kazıma, süpürme ve küre­me işlerini yapabilecek ve bir lokomotif ya da traktör tarafından çekilen pul-luklu âletlere başvurulur. Bunun dı­şında, kar süpürme makinelerinden de yararlanılır.

Kar süpürme makinelerinin bir kısmı türbinlidir. Türbinin çarkları kar yı­ğınlarını alır ve merkezkaç bir kuvvet­le uzaklara fırlatır. Bazı türbinli kar-süpürücülerinin, karı tırmıkla toplayan bir düzeni vardır. Frezeli süpürücüler, sarmal çarkları olan bir döner silindir­le donatılmışlardır. Türbo-frezeli süpü­rücüler ise, sarmal burgularıyla kan yı­ğından ayırır, sonra türbine göndere­rek, oradan da uzağa fıslatırlar. Kar süpürme makineleri, özellikle dağ yollarında büyük iş görürler. Kardan büyük zevk alan, ama, yolların kapan­masından da pek hoşlanmayan kış sporları meraklıları, bu makineleri iyi tanırlar

teleferik

teleferik

teleferik

Bir havaî hat düzeniyle yük ve yolcu taşıyan bütün taşıt araçları bu adla anı­lırlar. Teleferikler, bir kara ya da de­miryolu ile birleştirilmesi çok zor ve masraflı olan iki nokta arasında kolay ve çabuk bir ulaşım sağlarlar. Bir teleferik düzeninde, aralıklarla di­kilmiş pilonlar ve bu pilonlar arasına gerilmiş havaî kablolar vardır. Kablo­lar, taşıyıcı ve çekici olmak üzere iki çeşittir. Taşıyıcı kablo, yolcu kabinini ya da yük kasasını taşır. Bu kablonun bir ucu. tepedeki istasyon binasının du­varına çok sağlam bir şekilde tutturul­muştur. Öbür ucu ise, alt istasyondaki bir makaranın üstünden geçerek, kab­lonun gerginliğini sağlayan bir denk­leştirme ağırlığıyla son bulur. Çekici kablo ise, bir makaralar düzeni ile tut­turulmuş olup, o da, alt istasyonda, bir başka denkleştirme ağırlığını ucunda taşır. Kabinler boşken, düzen tam bir denge durumundadır. Teleferik düzeni­ne hareket enerjisini sağlayan bir elek­trik motorudur.

Teleferikler, engebeleri ve yükseklikle­ri rahatlıkla aşarlar. 1955*te işletmeye açılan ve Alpler'deki Midi tepesine ulaşan teleferik, dünya yükseklik reko­runa sahip bulunmaktadır, iki bölüm halinde yapılmıştır. Birincisinde Cha-monix'len kalkar ve 2350 metre yüksek­likteki Aiguilles düzlüğünde sona erer. İkincisinde, hiçbir pilondan yararlan­madan, tek bir hamlede, yolcuları Milinin 3832 metre yükseklikteki hiç eri­meyen karlarla örtülü tepesine bırakır. Teleferik ailesine, kayakçıların en yük­sek kayak pistlerine yorulmadan vara­bilmelerini sağlayacak, küçük çapta araçlar da eklenebilir: Teleben, telesi-yej, teleski gibi...

•Teleben'lere telekabin de denir; bun­lar, bağlama çeneleriyle kabloya asıl­mış, belirli aralıklarla ve sürekli olarak hareket eden bir ya da iki kişilik kabin­lerdir.

Telesiyejler, telesiyej kablosuna asılı olarak, birkaç metre aralıkla giden, ha­fif madenden yapılma, tek ya da iki ki­şilik iskemlelerdir.

Teleskiler, kayakçıların skilerinden in-meksizin, sürekli hareket halinde bulu­nan teleski kablosuna bağlı askılara asılarak taşınmalarını sağlarlar.

Technorati Etiketleri: ,,

iletken kablo askısı

İletken kablo askısı, elektrikli tren hatlarında, iletken kablo taşımaya ya¬rayan bir düzendir. İletken kablo, elek¬trikli lokomotifin akım alıcısı olan pan¬tografla sürekli temas halinde kalaca¬ğı için, sarkaç adı verilen dikey tellerle taşıyıcı kabloya gerektiği biçimde asılı¬dır. Böyle bir düzen, aynı zamanda, iletken kablo ile demiryolu arasındaki paralelliği hat boyunca korur. İletken kablo askısının, ayrıca, kab¬loların salınmasını önleyecek yan bağ¬laçları, çarmıkları ve taşıyıcı dirsekle; riyle yaylanma yalıtıcıları da vardır. Aralıklarla konulan denkleştirme ağır¬lıkları, kablolara gerekli oranda bir gerilim sağlar. Çünkü mevsime göre ısı, kabloları )»erer ya da gevşetir. Kabloda esnek cinsten bir iletken kul¬lanılmıştır. Bu özellik garlarda, ram¬palarda ve virajlarda, lokomotife ma¬nevra kolaylığı sağlar. Askı direkleri arasındaki uzaklık, düz hatlarda 63 metredir. Bu uzaklık, viraj¬larda daha da azalır. İletken kablo askıları, önceleri yanlızca yüksek gerilimli elektrik enerjisinin aktarılmasında bir güvenlik düzeni olarak kullanılmaktaydı. Bugün ise, demiryollarında, elektrikli trenlerin büyük bir hızla işlemelerine yardımcı olmakladır.

elektrikli lokomotif

Elektrikli lokomotif, buharlı lokomotif kadar gösterişli olmamakla birlikte, diğer bütün nitelikleriyle ondan üstün¬dür. Kendisini görünmeyen bir güç besler ve bu güç, lokomotifin aşacağı yol boyunca, bir iletken kablo hattın¬dan alınır. Bundan dolayı, elektrikli lokomotif, her zaman harekete hazır¬dır, gerekirse derhal servise konulabi¬lir. Böylelikle, tren yolculuklarında hatırı sayılır bir kolayük ve çabukluk sağlanır. İletken kablo hattından bir pantograf ya da bir troley aracılığıyla alınan elektrik akımı, kontrolöre gelir. Makinist de lokomotifi harekete geçir¬mek, hızlandırmak, durdurmak veya geri geri götürmek için, bu kontrolörün kolunu rahatça kullanır. Elektrikli lokomotifin bir başka özelli¬ği de, inişlerde enerji biriktirmesi ve bunu akım hattına geri verebilme¬sidir. Çünkü elektrik motorları tersinir motorlardır; akım jeneratörü olarak da iş görürler. Öte yandan, elektrikli loko¬motif, mükemmel bir otomatik fren düzenine sahiptir. Bundan başka bu¬harlı lokomotifler gibi, havanın kirlen¬mesine yol açmaz.
Elektrikli lokomotif tipleri, rakamlar ve büyük harflerle belirtilir. Harfler, motris dingillerin sayısını gösterir. Harf¬lerin sayı değerleri, alfabetik sıraya göre şöyledir: A—1, B—2, C—3. Kılavuz dingiller ise, rakamla belirtilir. Ayrıca her boji için de bir sembol kullanılır. Örnek olarak, ray üzerinde dünya hız rekorunu kıran BB tipi bir elektrikli lokomotifte 2 boji ve her bojide 2'şer motris dingil bulunur. 2D2 tipi bir elektrikli lokomotifte 4 motris dingil taşıyan bir şasi ve 2'şer kılavuz dingil taşıyan 2 boji vardır. Dünya mesafe rekorunu yapan CÇ tipi elektrikli lo¬komotifte ise 6 tane motris dingil yer alır.
Teknik bakımdan ilerlemiş ülkelerde gerek dizelli, gerekse elektrikli lokomo¬tiflerin geliştirilmesi için büyük çaba harcanmaktadır. Bugün saatte 100 km hız yapan yük katarları ve yine saatte 220 km hızla gidebilen yolcu trenleri vardır. En gelişmiş yolcu treni örneği olarak, 8000 beygir gücüyle çalışan ve 119 ton ağırlığındaki CC 21000 tipi elektrikli tren gösterilebilir.

dizel lokomotifi

Dizel lokomotifinin başlıca üstünlükleri, veriminin son derece yüksek ol¬ması ve elektrikli lokomotif gibi birden kalkma ya da durma özelliğini taşımasıdır. Ayrıca, çalışması da, elektrikli lokomotif gibi elektrik şebekesine bağlı değildir. Dizel lokomotifi, dört zamanlı bir dizel motoruyla donatılmıştır. Birinci zamanda silindire hava verilir; hava sıkışınca, silindire yakıt püskürtülür. Basıncın etkisiyle yakıt patlayıp genleşince pistonu iter. Motor böylece çalışır. Elektrikli - dizel lokomotiflerinde ise, motor, sürekli akım sağlayan bir jeneratörün yardımıyla çalışır.

su ve kömür vagonu

Lokomotifin çalışması için gerekli su­yu ve kömürü taşıyan vagonun bir haznesi, bir de deposu vardır. Su haz­nesi, ağırlığının her. dingil üstüne eşit olarak bölünebilmesi için at nah biçi­minde yapılmış olup, lokomotife eklem­li borularla bağlıdır. Kömür deposu ise vagonun orta kısmındadır. Lokomo­tifte kömür yerine sıvı yakıt kullanılı­yorsa, buharlı ısıtıcılarla donatılmış bir yakıt deposu vardır. Banliyö trenleriyle manevra lokomotiflerinde, su haznesi ve yakıt deposu, lokomotifin içindedir.


Günümüzün dev lokomotiflerinde su ve kömür vagonları, 38 metreküp suy­la 6 ton kömürü taşıyabilecek büyük­lüktedir. Duraklamalarla vakit kaybe­derek yolculuğu uzatmamak için, ara­cın hareket halindeyken bile suyunu sağlayabilmesi için basit bir düzenden yararlanılır. Demiryolunun doğru bir hat halinde uzandığı birkaç yüz metre­lik bir bölümüne saçtan yapılma, 20 santimetre derinliğinde bir havuz dö­şenmiştir. Vagonun içinde bir su bo­rusu bulunur. Borunun üst ucu hazne­ye açılır. Alt ucunda ise, kaşığa ben­zer, öne doğru eğik bir çamçak vardır. Makinist, su alacağı zaman çamçağı havuza daldırır. Trenin hızından do­ğan emme gücüyle, havuzdaki su bo­ruda yükselerek hazneye gider.

Buharlı lokomotif


Buharlı lokomotif, bugünkü gelişmiş haline gelinceye kadar, birçok değişik­lik geçirmiştir.

Buharlı lokomotif başlıca üç bölümden meydana gelmiştir: Basınç altında bu­har oluşturan kazan, buhar makinesi, şasiyi ve tekerlekleri içine alan taşıt. Kazan, lokomotifin en önemli parçala­rından biridir. O da üç kısımdan yapıl­mıştır: Bir yanma odasıyla birlikte bir ateş ocağı, içinden, ocağın kızgın gazla­rının dolandığı borular geçen ve su kit­lesine gömülü olan silindir, üstünde ba­cası bulunan dumanlik. Silindirlerden çıkarken basıncı azalmış buhar, olanca gücüyle sürüklediği gazların, bacanın altındaki salma deliğinden bacaya çe­kilmesini sağlar. Bu da, parçalanmış veya toz kömürün yanmasını alabildiği­ne hızlandırır. Toz halinde püskürtü­lecek taş kömürünün, bir yükleme ma­kinesiyle, doğrudan doğruya kazana ak­tarılabilmesi gibi bir kolaylığı da var­dır. Ancak, mazotla ısıtmada da, yakıt otomatik olarak verildiğinden, bu usûl çok daha elverişlidir. Lokomotifin silin­dir kısmı üzerinde bir buhar alma kub­besi vardır. Bu kubbe, ikili boruyla bu­harı silindire gönderir, ikili boru, regü­latör denilen bir valfı, gerektiği zaman açar ya da kapar. Makinist, lokomotifi yürütmek veya durdurmak için, hu val­fı bir demir çubuk vasıtasıyla çalıştırır.


Lokomotifin pistonlu buhar makinesin­de, sağda ve solda olmak üzere, en azın­dan birer silindir yer alır. Bu silindir­ler, aralarında birleştirilmiştir. Çekme­celerden ya da supaplardan geçerek silindirlere giren ve pistonların çevresi­ni saran buhar, pistonları çalıştırma görevini yaptıktan sonra yine bu çek­mecelerden veya supaplardan çıkar. Pistonların düz bir doğrultu boyunca gidip gelerek çalışması, hareket kolları ve manivelalar aracılığıyla, tekerlekleri çeviren güce dönüşür. Buhar dağıtıcısı görevini yapan çekmece, döner bir din­gilin üzerine takozlanmış eksantrikle­rin çalıştırdığı bir kulisle harekete ge­çer. Kulis, bir marş şanjımanına bağlı­dır. Makinist bu marş şanjımanını bir kol ile işletir. Bu kol ayrıca, pistonlar-daki buharın genleşme derecesini ayar­lar. Böylelikle, buhar gücünün, alt edilecek dirençle orantılı tutulması sağ­lanır.

Kazanla buhar makinesinin üstünde bulundukları şasi ise, birbirine kuşak­larla çok sağlam bir şekilde bağlanmış iki ana kirişten meydana gelir. Bu şasi, makaslarla tekerleklerin üzerine otur­tulmuştur. Makaslar birbirlerine den-geliklerle bağlıdır. Bu dengelikler, yü­kün makaslar üzerine eşit olarak ve de­ğişmez bir şekilde binmesini sağlarlar. Bu dengelikler ve onların yanı sıra denkleştirme ağırlıkları olmasaydı, tekerlekler yalpalardı. Bugünkü buhar­lı lokomotiflerin yapısı son derece kar­maşıktır. 3300 beygirgücünde, ağırlığı 130 tonu bulan dev lokomotifler vardır.