19 Nisan 2009 Pazar

Rüzgar


SABİT RÜZGÂRLAR
Yukarıdaki iki haritaya bakın. Dün­yada, Ocak ve Temmuz aylarında hüküm süren atmosfer basınçlarını gösteriyorlar. Yüksek basınç alan­larını, alçak basınç alanlarını ve rüz­gârın hangi yöne estiğini görebiliyo­ruz. Dünyanın en sıcak yerleri ekva­tor kuşağıdır, bu nedenle burası sü­rekti olarak alçak basınç alanlarını oluşturur. Bu nedenle ekvatora doğ­ru yıl boyunca sabit rüzgarlar eser. Bu kuzey-doğu ve güney-batıdan esen rüzgârlara Ticarî rüzgârlar de­nir. Çünkü dünyâ üzerinde ticaret ya­pan yelkenlilerin güç kaynağı olmuş­tur. Orta enlemdeki yüksek basınç merkezlerinden, güney ve kuzeye de yıl boyunca rüzgâr eser.
PERİYODİK RÜZGARLAR
Bu rüzgârlar, mevsimlere göre yön­lerini değiştiren rüzgârlardır.
Musonlar
Eğer haritaya tekrar bakarsanız, Ekim den Mart'a kadar Asya'dan de­nize ve Nisan'dan Ekim'e kadar de­nizden Asya'ya estiğini göreceksiniz. Bu rüzgârlara muson rüzgârları de­nir. Musonlar Asya'nın kuru alanla­rına yağmur yağdırır. Yazın, kara denizden daha çabuk ısınır, dolayı­sıyla kara üzerinde alçak basınçlı bir alan oluşur ve rüzgâr yüksek basınç­tan (denizden) alçak basınca (kara­ya) doğru eser. Kışın bu durumun tam tersi olur.

Alizeler (Hafif rüzgârlar)
Deniz kenarında ve dağlık bir yerde I yaşayanlar, hafif bir rüzgârın sabah- j leyin bir yöne doğru ve akşamleyin j diğer yöne estiğini farketmişlerdir. | Bu hafif rüzgârlar, dağın veya kıyı­nın üzerinde bulunan bir miktar ha-1 va yüzünden oluşur.
Örneğin kıyı alizelerini ele alalım. I Gün boyunca kara ısınır ve burada I basınç azalacağından, denizden, ki-1 yıya doğru alizeler eser, gece ise ka-j ralar daha çabuk ısı kaybedeceğin-! den bunun tam tersi olur.
Rüzgâr gücünden yararlanma
Rüzgârlar güvenilir değildirler, bul nedenle düzenli olarak rüzgar gül cünden enerji elde edilemez. Fakatı yine de rüzgar değirmenleri elektrik! üretmek için hâlâ bazı yerlerde kullanılmaktadır.


TEKNOLOJİ ÇAĞININ REN GEYİĞİ
Lapland'da yaşayanlar, taşıma ve enerji üretiminde ren geyiğinden fay­dalanırlar. Hayvanı, taşımacılıkta ve yük çekmede kullanırlar. Et ve sütü beslenmede kullanılır ve vücudunun diğer taraflarından da buradaki in­sanların yaşamlarını sürdürmelerine yarayacak pek çok şey elde edilir.
Yağı yakıt olarak, kürkü giyecek, ya­tak örtüsü! çadır vb. yerlerde -hatta i kemik ve dişlerinden bile yararlanılır-j Bu nedenle de petrol teknoloji dün-[ yasının ren geyiğidir.
Petrol birçok petrokimya endüstrisi­ne hammadde teşkil eder. Petrolden, mobilya, ilaç, çok güçlü yapıştırıcılar, hatta büyüyen bitkiler için gübre ola­rak yararlanılır.
Değerli bir enerji kaynağı
Bir hammadde olarak değerli olma­sına rağmen, en önemli kullanım ala­nı yakıttır. Günümüz dünyasını yön­lendiren petrolle çalışan, araç ve aletlerdir. Petrolden elde edilen ben­zin, dizel yakıt ve parafin gibi yakıt-laraan ya enerjiyi dolaysız olarak ısı şeklinde veya dolaylı olarak, meka­nik veya elektrik enerjisi elde edilir.
PETROL REZERVLERİ
Petrol, modern.dünyamızın önemli bir gereksinmesidir. Fakat dünyamı­zın kaynakları sonsuza dek sürme­yecektir.

Petrol ve yan ürünleri her yerde kullanılır. Bu resimde görülen paten bile rafine petrolden elde edilen maddeyle yapılmıştır.

Ne kadar petrol kaldığı bilinmemek­tedir. Fakat güvenilir tahminler yap­mak mümkündür. En iyi ihtimalle dünya petrol rezerv­leri 55 bin milyar tondur. Eğer yıllık dünya tüketimi bugünkü şekilde (1.5 milyar ton) devam ederse, petrol ça­ğı ancak 35 yıl daha devam edebi­lecektir. Fakat petrol çıkarma teknik­leri gelişiyor.
Bundan başka katranlı kumdan da petrol elde edilebilir. Fakat bu olay hiç de ekonomik değildir. Birkaç yıl süre içerisinde her türlü petrol ma­mullerinin fiyatları artabilir.
TAŞTAN PETROL
Petrol; "taştan çıkarılan yakıt" mektir. Çünkü petrol, içinde ı olarak bulunan gazların oluştı yüksek basıncın etkisiyle bir bulduğu anda su yüzeyine fışk Dünyanın değişik yerlerinden çık rılan petrollerin görünüşleri farkfıdırj Bazen, tamamen berraktır. Fakat < netlikle siyah renkte bulunur.
Petrol ve gaz genellikle, kum ve kiı li suyla beraber çıkarılır. (İçinde < miş olarak sodyum klorür bulunanf su.JBu pislikler rafinerilerde arıtılır \ geriye yakıt ve hammadde kullanın na hazır mamuller kalır.
Petrol gücü
1960 ve 1970'li yıllarda petrol ün ülkeler fiyatları o kadar artırdılar ki| dünyada bir ekonomik kriz başgös-J terdi. Bunun üzerine "gücü' en iyif şekilde kullanmanın çeşitli yolları t lundu ve böylece petrol bolluğu or-i taya çıktı.

Çiftçilerin traktörlerinde kullandıkları dizelin yanısıra tarlalarında kullandıkları gübre < petrol hammaddelerinden elde edilir. Boya bile bir petrokin ürünüdür.

Rüzgar

SABİT RÜZGÂRLAR
Yukarıdaki iki haritaya bakın. Dün­yada, Ocak ve Temmuz aylarında hüküm süren atmosfer basınçlarını gösteriyorlar. Yüksek basınç alan­larını, alçak basınç alanlarını ve rüz­gârın hangi yöne estiğini görebiliyo­ruz. Dünyanın en sıcak yerleri ekva­tor kuşağıdır, bu nedenle burası sü­rekti olarak alçak basınç alanlarını oluşturur. Bu nedenle ekvatora doğ­ru yıl boyunca sabit rüzgarlar eser. Bu kuzey-doğu ve güney-batıdan esen rüzgârlara Ticarî rüzgârlar de­nir. Çünkü dünyâ üzerinde ticaret ya­pan yelkenlilerin güç kaynağı olmuş­tur. Orta enlemdeki yüksek basınç merkezlerinden, güney ve kuzeye de yıl boyunca rüzgâr eser.
PERİYODİK RÜZGARLAR
Bu rüzgârlar, mevsimlere göre yön­lerini değiştiren rüzgârlardır.
Musonlar
Eğer haritaya tekrar bakarsanız, Ekim den Mart'a kadar Asya'dan de­nize ve Nisan'dan Ekim'e kadar de­nizden Asya'ya estiğini göreceksiniz. Bu rüzgârlara muson rüzgârları de­nir. Musonlar Asya'nın kuru alanla­rına yağmur yağdırır. Yazın, kara denizden daha çabuk ısınır, dolayı­sıyla kara üzerinde alçak basınçlı bir alan oluşur ve rüzgâr yüksek basınç­tan (denizden) alçak basınca (kara­ya) doğru eser. Kışın bu durumun tam tersi olur.

Alizeler (Hafif rüzgârlar)
Deniz kenarında ve dağlık bir yerde I yaşayanlar, hafif bir rüzgârın sabah- j leyin bir yöne doğru ve akşamleyin j diğer yöne estiğini farketmişlerdir. Bu hafif rüzgârlar, dağın veya kıyı­nın üzerinde bulunan bir miktar ha-1 va yüzünden oluşur.
Örneğin kıyı alizelerini ele alalım. I Gün boyunca kara ısınır ve burada I basınç azalacağından, denizden, ki-1 yıya doğru alizeler eser, gece ise ka-j ralar daha çabuk ısı kaybedeceğin-! den bunun tam tersi olur.
Rüzgâr gücünden yararlanma
Rüzgârlar güvenilir değildirler, bul nedenle düzenli olarak rüzgar gül cünden enerji elde edilemez. Fakatı yine de rüzgar değirmenleri elektrik! üretmek için hâlâ bazı yerlerde kullanılmaktadır.


TEKNOLOJİ ÇAĞININ REN GEYİĞİ
Lapland'da yaşayanlar, taşıma ve enerji üretiminde ren geyiğinden fay­dalanırlar. Hayvanı, taşımacılıkta ve yük çekmede kullanırlar. Et ve sütü beslenmede kullanılır ve vücudunun diğer taraflarından da buradaki in­sanların yaşamlarını sürdürmelerine yarayacak pek çok şey elde edilir.
Yağı yakıt olarak, kürkü giyecek, ya­tak örtüsü! çadır vb. yerlerde -hatta i kemik ve dişlerinden bile yararlanılır-j Bu nedenle de petrol teknoloji dün-[ yasının ren geyiğidir.
Petrol birçok petrokimya endüstrisi­ne hammadde teşkil eder. Petrolden, mobilya, ilaç, çok güçlü yapıştırıcılar, hatta büyüyen bitkiler için gübre ola­rak yararlanılır.
Değerli bir enerji kaynağı
Bir hammadde olarak değerli olma­sına rağmen, en önemli kullanım ala­nı yakıttır. Günümüz dünyasını yön­lendiren petrolle çalışan, araç ve aletlerdir. Petrolden elde edilen ben­zin, dizel yakıt ve parafin gibi yakıt-laraan ya enerjiyi dolaysız olarak ısı şeklinde veya dolaylı olarak, meka­nik veya elektrik enerjisi elde edilir.
PETROL REZERVLERİ
Petrol, modern.dünyamızın önemli bir gereksinmesidir. Fakat dünyamı­zın kaynakları sonsuza dek sürme­yecektir.

Petrol ve yan ürünleri her yerde kullanılır. Bu resimde görülen paten bile rafine petrolden elde edilen maddeyle yapılmıştır.

Ne kadar petrol kaldığı bilinmemek­tedir. Fakat güvenilir tahminler yap­mak mümkündür. En iyi ihtimalle dünya petrol rezerv­leri 55 bin milyar tondur. Eğer yıllık dünya tüketimi bugünkü şekilde (1.5 milyar ton) devam ederse, petrol ça­ğı ancak 35 yıl daha devam edebi­lecektir. Fakat petrol çıkarma teknik­leri gelişiyor.
Bundan başka katranlı kumdan da petrol elde edilebilir. Fakat bu olay hiç de ekonomik değildir. Birkaç yıl süre içerisinde her türlü petrol ma­mullerinin fiyatları artabilir.
TAŞTAN PETROL
Petrol; "taştan çıkarılan yakıt" mektir. Çünkü petrol, içinde ı olarak bulunan gazların oluştı yüksek basıncın etkisiyle bir bulduğu anda su yüzeyine fışk Dünyanın değişik yerlerinden çık rılan petrollerin görünüşleri farkfıdırj Bazen, tamamen berraktır. Fakat < netlikle siyah renkte bulunur.
Petrol ve gaz genellikle, kum ve kiı li suyla beraber çıkarılır. (İçinde < miş olarak sodyum klorür bulunanf su.JBu pislikler rafinerilerde arıtılır \ geriye yakıt ve hammadde kullanın na hazır mamuller kalır.
Petrol gücü
1960 ve 1970'li yıllarda petrol ün ülkeler fiyatları o kadar artırdılar ki dünyada bir ekonomik kriz başgös-J terdi. Bunun üzerine "gücü' en iyif şekilde kullanmanın çeşitli yolları t lundu ve böylece petrol bolluğu or-i taya çıktı.

Çiftçilerin traktörlerinde kullandıkları dizelin yanısıra tarlalarında kullandıkları gübre < petrol hammaddelerinden elde edilir. Boya bile bir petrokin ürünüdür.

Volkanlar

Volkanlar
Lavlar fışkırarak alev ırmağına katılır. Zaman ., zaman gökyüzüne doğru II binlerce roket fırlar.' Harun
Tazieff, bu tür olayları görmeye alışkın olan ünlü volkanolojist,bir volkanın patlamasını böyle anlatmıştır.
Geçmiş zamanlardan beri insanların korkuyla seyrettikleri ve merak ettikleri büyüleyici ve dehşet verici olay.
AYADAN
ı yüzyıldan beri kurgu bilim »kayanın ve külün dı-s göre dünyanın mer-r geçit olduğunu düşün-ı Ncayeler yazmışlardır.
ı bu maddelerin yerin ı değil (6300 km. derinde) daha yakın tabakalardan (100 km. derinlikte) geldiği bilinmektedir.
BİR VOLKANIN DOĞUŞU
Dünyanın kabuğunun 30 ile 90 km. kadar altında, magma denilen erimiş kaya rezervuarı vardır ve ısı­sı çok yüksektir (1500°C.)
Magma, katı kaya tabakaları tara­fından çevrelenmiştir v» üstteki taba­kalar ftttteftMe çok büyük bir basınç âltındadtf. Dünyanın kabuğu sürekli olarak hareket halindedir ve bu ha­reketler sonuÇunda bazen çatlaklar
Solda: Etna yanardağının patlamasını gösteren temsili bir
EN YÜKSEK VOLKANLAR
Dünyanın en yüksek volkanı And'ların Arjantin tarafında bulu­nan Cerro Acuncagua 'dır (6.960 m.) fakat bu volkan ölüdür. Avrupa'da İse en yüksek volkan Sicilya'da Ei­na yanardağıdır ve yüksekliği 3.323 m dir.
meydana gelir. Magma, yüksek ba­sınç sayesinde zayıf bir kaya taba­kasına sızar ve yeryüzüne çıkar. Bu bir volkanın doğuşudur.
Lav dağı
Magmanın aktığı, kayadaki geçide volkan bacası denir. Yeryüzünde ba­ca bir kratere açılır ve buradan lav­lar akar. Kraterden fırlatılan lavlar volkanın kenarlarını belirler. Ağır maddeler yakında kalır, daha uzağa fırlatılabilen hafif maddeler ise dış çerçeveyi oluşturur. Binlerce yıllık bir sureden sonra, lavların katılaşmasıy-la dağ oluşur.
YAŞAYAN VE ÖLÜ VOLKANLAR
Bazı volkanlar her an patlayabilir­ler, çünkü sürekli olarak faaHyet ha­lindedirler. Diğerleri zaman zaman patlar ve sonra tekrar faaliyetleri du­rur. Ölü volkanlar, kendilerini besle­yen magma deposu tükenmiş olan volkanlardır. Ölü volkanlar tehlikeli olabilir, çünkü bacası tıkanmış ola­bilir ve yeterli basınç oluştuğunda bu volkanlar patlayabilir.
Aşağıda: Yanardağ ve magma deposu (1). Buradan magma (2) yanardağın bacasından (3) geçer ve kraterin merkezinden yeryüzüne çıkar. Patlama sırasında ana krater (4) ve yan yüzeylerden (5) gaz, buhar, lav, küller ve katı lav çıkar.



Çoğu yanardağlar, ortalarındaki boşluk dışında normal dağlara ben­zerler.
Bir yanardağ patladığında atmos­fer büyük miktarda volkanik kül fır­latır. Bazı bilim adamlarına göre bu kül hava şartlannı etkilemektedir.
Dünyada dört tip yanardağ vardır.
Havvai tipi yanardağlar En iyi bilinen Havvai tipi yanardağ-
ları Mauna Lao ve Kılauea'dır ve bu yanardağlar hâlâ faaliyettedirler. Sü­rekli olarak erimiş lav fışkırtmaktadır­lar.
Mauna Lao ortalama olarak üç bu­çuk yılda bir patlardı. Fakat 1950'den beri sessizdir.
Havvai tipi yanardağların kraterle­ri çok büyüktür ve diğerleri gibi çok korkunç patlamalar olmaz.
Stromboli tipi yanardağlar
Bu tip yanardağlar İtalya'nın kıyı­larında bulunmaktadırlar. Patlamalar çok kuvvetli değil fakat ardı ardına gelir. Lavı Havvai tipi yanardağında-kinden daha yoğundur. Lav çabuk katılaşır ve tepenin orada birikir. Do­layısıyla, Stromboli tipi yanardağla­rının tepeleri en yüksekten kesilmiş gibi gözükür.


LAV, KÜL, TAŞLAR BOMBALAR
Yanardağların kraterlerini dolduran lavlar genellikle sıvıdır. Patlama sı­rasında atılan tek madde lav değil­dir.
Gazlar, çok büyük miktarlarda açığa çıkabilir ve insan yaşantısı için oldu­ğu gibi hayvan ve bitki yaşantıları için de büyük tehlike teşkil ederler. Çok zehirlidirler ve içine çeken kişi he­men boğulur.
Buhar her yanardağ patlamasında oluşur. Çok yüksek ısılara ulaşabilir ve bu da tehlike demektir. Küller, patlama sırasında lav parça­cıklarından oluşurlar. Çok hafiftirler ve patlama sırasında çok geniş bir alana yayılabilirler. Bazı küller, pat­lamanın etkisiyle, o kadar yükseğe fırlatılırlar ki ancak aylar sonra geri gelebilirler. Kum, lav parçacıkların-
dan oluşur ve bütün kraterlerde bu­lunur. Taslar, 50 milimetre genişli­ğinde lav parçacıklardır. Bombalar, kraterdeki sürtünmeden dolayı, kurşun şekline gelen lav par­çacıklardır ve havaya fırlatıldıkların­da katılaşırlar. Kaya parçaları ve ka­tı lavlar genellikle kraterin içinde ka-
Asa&tda: Bir yanardağ adası faaliyette



Volkan tipi yanardağlar
Bu yanardağlar isimlerini bir italyan adası olan Vulkano'dan aldılar. Bu tip yanardağlar, Sicilya'nın kuzeyin­de sıralar halinde bulunurlar. Akıcı lav fışkırtırlar fakat bu lav çabuk ka­tılaşır ve bacanın çıkışını kapar. Ba­sınç yeterince çoğaldığı zaman, ya­nardağ patlar ve bu lav çok yükse­ğe fırlatılır.
Pele tipi yanardağlar
Bu yanardağlar, Martinik'de Pele ya­nardağından isimlerini almışlardır. Bu tip yanardağların lavları çok yo­ğundur. Kratere ulaştığı anda katıla­şır ve krateri kapatır. Basınç yeterin­ce fazlalaştığı zaman, Pele yanar­dağları çok büyük bir şiddetle patlar ve kraterin üstü tamamen havaya uçar. PeJe yanardağı son olarak 19O2'de patladı ve 20.000 kişi öldü.
Yanardağlar, patlama sırasında çıkardıkları lavların yoğunluğuna göre sıralanırlar. Yukarıda, soldan j sağa. dört ana tip volkan görülüyor: (1) Hawai. (2) Stromboli, (3) Volkan. (4) Pele

lırlar, fakat güçlü bir patlamada ha­vaya fırlatılırlar.
NE KADAR YANARDAĞ VAR
Yeryüzünde kaç yanardağ olduğunu saptamak kolay fakat denizin altın­daki miktarı saptamak hiç de kolay değil. Suyun altındaki bir volkan pat­ladığında büyük dalgalar oluşur. Ba­zen patlamalar o kadar büyüktür ki
çıkan lav miktan bir ada oluşturabi­lir. Bu 1831'de Sicilya'da görüldü. Bu aynı zamanda 1963'de İzlanda açıklarında da görüldü. Bu volkan patlamaya başladıktan 4 gün sonra 650 metre genişliğinde ve 60 metre yüksekliğinde bir ada oluştu. Bu ada­nın adı Surtsey'dir ve jeolojistler için çok iyi bir inceleme alanı oluşturmak­tadır.

ÜNLÜ VOLKANİK PATLAMALI
w/
Yanardağ
û
Say
79
Vezüv (italya)
2.0
7/7/
Awu (Endonezya/
3.Z
1783
Lakı (İzlanda)
10M
1792
Unzen (Japonya)
10.4,
1815
Tambora(Endonezya)
66.»
1883
Krakatoa(Endonezya)
36.0
1902
Pele tMartinik)
29.0.
1919
Kelud (Java)
s.r
1951
LamingıonfYeni Gine)
3.0
1963
Agung (Endonezya)
2.a
Yanardağlar, dünya kabuğundaki •hatalar üzerinde yerleşmişlerdir. Pasifik Okyanusu'nda çok fazla miktarda yanardağ vardır. Haritadaki noktalar, yanardağları göstermekledir.

YANARDAĞLAR VE YER SARSINTILARI
Dünyanın yanardağ faaliyetleri tara-ı fından etkilenen kısımları aynı za­manda birçok depremin olduğu yer­lerdir. Bu yerler dünya kabuğunun zayıf olduğu veya hareket halinde bulunduğu yerlerdir. Bu faylardan en iyi bilineni Amerika Birleşik Devlet­ len'nde Kaliforniya kıyılarından ge­cen ve birçok bilim adamının Kalifor­niya'yı bir gün kıtadan ayırmasından korktuğu San Andreas fayıdır.
Yanardağ faaliyetleriyle yer sarsın­tıları arasında doğrudan bir ilişki olup olmadığı bilinmiyor, fakat yer sarsın­tıları hakkındaki bilgiler gelişmiş sis­molojik araştırmalara bağlı olarak fazlalaştıkça, bilim adamları ne za­man deprem olacağı hakkında daha kesin bilgiler elde etmeye başladılar. Bu araştırmalar belki aktif volkanla­rın ne zaman faaliyete geçeceğini belirlememizi sağlayabilir.
Aktif yanardağların olduğu yerde ve önceden volkanik faaliyet olmuş ço-
ğu yerlerde, yeraltında bir güç kay­nağının varolduğunu hatırlatan baş­ka olaylar var.
Kükürt buharı
Volkanik alanlar bazen ay yüzeyi gibi gözükür. Bu korkutucu görüntüyü ar­tıran etkenlerden biri de yeraltından yükselen küçük buhar bulutlandır. Bunlara yeryüzündeki çatlaklardan sızan kükürt gazı neden olur. Koku-. farı kötüdür. Avrupa'da en ünlüleri İtalya'da Napoli yakınlarındadır.
Buhar fıskiyeleri
Bazı yerlerde ise yeraltı volkanik fa­aliyetleri kendini lavlar şeklinde de­ğil de, buhar fıskiyeleri şeklinde gös­terir. Buharda insanlar için yararlı, ayrıştırılabilir kimyasal maddeler var­dır. '
Buhar .fıskiyesi kuvvetli olmadığı za­man, volkanik faaliyetleri ile tanınan izlanda'da çekilen aşağıda fotoğrafta olduğu gibi küçük bulutlar halinde görülür.
Gayzerler
İzlanda (Buz Ülkesi) gibi bir adı olan ülkede turistlerin ilgisini en çok vol­kan patlamalarına yolaçan etkenle­rin oluşturduğu gayzerlerin ve buhar fıskiyelerinin çektiğini düşünmek bi­raz tuhaf kaçıyor. Gayzerler Yeni Zelanda, İzlanda ve Amerika'da da bulunmaktadır. CHd Faithful 1871'de bulundu ve burada günde 21 ile 23 patlama olur, o za­mandan beri her patlama 40 metre yukarıya 40.000 litre su fışkırtmakta­dır.
Bir volkanik "gösteri"
Lanzarote, turist dolu Kanarya ada­larından bindir. Burada volkanlarını paraya çevirmek isteyen yöneticiler . Islote do Hilario kraterinin kenarın­da bir lokanta açtılar. Bir yerli, sıcak volkanik küllerde yumurta haşlıyor ve bir tomar kuru çalı çırpıyı 2 metre de­rinlikteki bir çukura sokuyor. Bir da­kikadan kısa bir sürede çalı çırpı ateş alıyor.




BİRYANAROM^H

MEKSİKA IS^^H


20 Şubat 1943'deij^^

iı bir Meksikalı Mİ
şifken, biraz ilent/BU

man çıktığını gor^mım

ne olduğunu ankimfM

yanına gittiğinde, y&m

yarık ortaya çıkmtf/M

komşularını çağırıp im

diğinde, kmnızı-sıeM

madikler püskürten «#i

sektiğinde bir volkanik t

şılaştılar. Altı uy sonra

yüksekliği 500 ntetreye u

kümüğü lav Polinda'n

San Jııan 'ı kapladı.
Solda: Old Faiıhfııl. A m
en meşhur gayzeri.
Aşağıda: Romanya 'da yt
doğal En aşağıda: Etna'da. volki
tiücün insan yararına kıtlk
için yapılan boru.
)'andaki say/ada: İzlanda'*
volkanik bölgede buhar
fıskiyeleri.
YANARDAĞ DEĞİLLER
Bazı doğal olaylar, volkan faaliyetle­rini andırmaktadırlar faka! bunlar gerçekte yeraltında büyük miktardaki doğai gazın bir yarıktan yer yüzeyi­ne çıkmasıdır. Eğer bu gaz ateş alır­sa, tükenene kadar yıllarca yanabi­lir ve ne kadar su olursa olsun sön-dürülemez:
Aynı zamanda, yeraltındaki gaz re­zervlerinin yeraltı suları veya gölle­rine sızmasından oluşan patlamalar da vardır. Sıcaklıktaki değişiklik ga­zın genleşmesine ve üstündeki ka­buğun yükselmesine yol açabilir. Ge­nellikle bu tür hareketler ölçüleme­yecek kadar küçüktür, fakat Caspi-an denizinin etrafındaki alanlar 400 metre kadar yükselmiştir.
YANARDAĞIN GÜCÜNDEN YARARLANMA
İtalya 'da Et mı yanardağında 2. W-metre yükseklikte, volkan yaşamı­nı incelemek ııtnaeıy/a bir gözlem evi kurulmuştur. Kraterden fışkıran bıı-lıaıın ve lavın sıcaklığına rağmen, hu yükseklikle sıcaklık çok düşük­tür. Stühen dişler, gözlemevini ve ya­tacakları yerleri merkezi ısınıra sis­temi yerine yanardağdım'e/de edilf-'i vıık\ck ı\ıvla. siıuık ttıtnınşfarılır.-

Güneş

Güneş
Binlerce yıldır, insanoğlu güneşi gözlemektedir, tnsan, güneşten korkmuş, sevmiş ve tapmışıır. Sonradan, güneşin bir küre olduğunu ve bütün enerjinin ışınlarından geldiğim anlamıştır.
Sonraları, merakın
sebep olduğu bir şevkle,
insan bu yanan kürenin ne olduğunu, nedeyapıldığını ve nasıl
çalıştığım öğrenmek
istemiştir. Böylece tapılan bir cisim
olmaktan, bilimsel
araştırmaların hedefi
olmuştur.
BÜTÜN ENERJİNİN BİLİNMEYEN ÜRETİCİSİ

Bir bitki, bir motor, bir hayvan veya uzaktaki bir kasaba hakkında konuş­tuğumuz zaman, bunların neye ben­zediğini biliriz. Güneş, diğer taraftan nerdeyse bir bilinmeyendir ve bilim­sel olarak o kadar büyük rakkamlar-la açıklanmaktadır ki bilim adamları bile bunun anlamını tahmin etmek­te güçlük çekerler.
Milyonlarca dünya kadar büyük...

Bu bilgileri inceleyelim. Güneş dün-"— ,150 milyon .kilometre kadar îadtr. Bu uzaklık, dünya ile ay arası uzaklığın 400 katıdır veya mümkün olduğunu varsayarsak, dünyadaki en halı uçakla 17 yıHık bir yoldur.
Güneşin çam 1 -393-400 kOomstredir. Yani hacrrife kadar toûyöttür ki; gü­neş içi boş Mr küre olsaydı, dönya ve etrafmd* dâmmar^işâikla W-ne sığacaktı! Bu*ör»^ mmronun üzerinde dünyayv İçine atabilir. Fa­kat, güneşin yoğunluğu dünyanın-kinden azdır.
Uzaklık, dünya güneş;
149.631.000 km.
Çap: 1.392.400 km
Hacim: 1.300.000 kere dünyanın
hacmi
Kütle: 333.000 kere dünyanın
kütlesi
Yoğunluk: 1.410 kg/m3 (Dünya.
5.520 kg/m3)
Yerçekimi: 28 kere dünyanın
yerçekimi
Yüzeydeki ısı: 5.8O0°C
İçerdeki ısı: 15.000.000»C
Yas: 4 veya 5 bin milyon y
Ağırlığı dünyamnkinin 300 C dır.
Bu kadar büyük bir kütlenin yerçe­kimi çok fazladır. (Dünyanın yerçe­kiminin 28 katı) örneğin dünyada 70 kilo gelen bir kişi, güneşte 2 ton ge-4eçeRtir.
Oüneş bütün değişik radyasyon çe-şttterini yaymaktadır. Güneş radyas­yonunun dünyaya ulaşması sekiz dakika kadar sürmektedir.
çok fazla parlak bilim adamları, görebilmek için özel Gözlemciler, göze ' verebilecek zararlı
korunabilmek için.
jfineşi filtre aracılığıyla kekledirler. Koronafraf, atarak, güneş tutulması '" bir görüntü oluşturur, _r görülür. "Heliostat" mlet de, güneşin hareket ^ rağmen, görüntüsünün -•bir noktaya yansımasını stğîar. 'Spectroheliograf' M ısınları inceler. Güneşin
_,__ i bulutsuz bir atmosferde
gBdenebilmesi için bu gözlem mmçian dağların tepelerinde. Günümüzde, güneş, .da gözlem araçlarıyla gözlenebilmektedir.
Yandaki resimde, Arizbna, bulunan heliostat görülmektedir.

Soldaki resim güneş batanında çekilmiş olarak gördüğümüz güneş ışını gerçekteki gökkuşağını oluşturan renklerin''J karışımından oluşmuştur. Dünyaya ulaşması için, güneş ışığının, ışıkları değişik mikta geçiren atmosferden geçmesi gerekir. Kırmızı renk diğer renklerden daha kolay geçtiğk güneş kırmızı gözükür ki, bu dt güneş batımında ortaya çıkanlflı durumdur. Soldaki şekilde, güneşin iki durumu görülmektedir; gökyüzünün t, üst noktasındayken (öğlen)ufuktayken (güneş batımı} her iki durumda da güneş ^ atmosferi geçer.



GÜNEŞİN SIRLARI
Güneş, gezegenler sisteminin orta-andadır ve yerçekimi gücüyle bu sis­temi bir arada tutar. Güneş astrono­misi ve fiziği çok önemlidir. Çünkü ' güneş hem dünyayı çok etkiler ve hem de dünyaya en yakın yıldızdır.
Diğer yıldızlar güneşten farklı olma­sına rağmen, bilim adamları güneşi inceleyerek diğer uzaktaki büyük kütleler hakkında fikir edinmektedir­ler.
Fiziksel güneş
Güneş, ilk bakışta görüldüğü gibi, düzgün yuvarlak bir madde değildir. Gerçekte, güneş yanıcı bir gaz küt­lesinden oluşmuştur ve dolayısıyla burada hiç bir yasam türü oluşamaz.
Güneşi oluşturan gazlar merkezin et­rafında simetrik Bir şekilde bulun­maktadır ve çekilen resimlerde bu gazlar yüksek sıcaklıktan dolayı kaynar gibi gözükmektedir.
Diğer gezegenlerin aksine güneşin yüzeyi yoktur. Güneşi oluşturan gaz­lar, diğer gazlarda da olduğu gibi, ana merkezin dışına dağılırlar. Gü­neşin enerjisinin kaynağı çekirdek­tir. Yüksek yoğunluktaki bir gaz böl­gesi. Çekirdeğin etrafında fotosfer adında bir daire vardır. Güneşeener-Jisi bu bölgeden yayılır. (Kızıl ötesi, mor ötesi, X- ışınları.gamma ışınlan ve radyo dalgaları.)
Gözlemler sonucu, fotosferin etrafın­da, aktif gazlardan oluşan bir ince
GÜNEŞTEKİ NÜKLEER
REAKSİYONLAR
Güneşin bu sonsuz enerjisini açıklamak için bilim adamları eski yıllarda şöyle bir açıklama getirdiler. Yüzeyde bulunan hidrojen atomları güneşin güçlü yerçekimiyle yeryüzüne çekilirler burada büyük bir hızla başka bir hidrojen atomuna çarpınca, bu, iki atom birleşir ve daha ağır bir
atom olan helyum atomunu oluştururlar. Bu çarpışma sırasında kaybolan küçük miktarda kütle de büyük bir enerjiye dönüşür. Yani güneşin enerjisi yanmadan değil,nükleer reaksiyonlardan gelir. Bu enerji güneşte hidrojen olduğu sürece varolacaktır.
tabaka var olduğu anlaşıldı. (Kro­mosfer) Bu bölge binlerce kilometre yükseğe fışkıran, kaynayan gazlar­la doludur. Kromosferin ötesinde de uzayan güneş
fotosferden ani fışkıran tz alevleri koronaya ka-r. Bu patlamalara güneş Bunlar uzaya fışkı-zaman binlerce kilomet-uzanabilirler.
İnsan ve çok kısa süren par-t noktalar görülebilir. Bunlar, çok 1 bir ışık yayan, kromosferdeki malardır. Gözlemlere göre bun-baztları çok yüksek miktarda Mdyasyon yayar ki bu miktar insan için öldürücüdür. Fakat dünyanın et-raftndaki atmosfer bu radyasyonu tu­lar. Bu patlamalar aya giden astro­notların hayatlarım tehlikeye sok­muştur.
Güneş lekeleri
Dörtyüz yıl önce Galife kendi yap­tığı teleskopla güneş lekelerini (Gü­neş yüzeyinde daha karanlık gözü­ken küçük alanlar) ilk olarak görmüş­tür.
Başta, bu kara lekelerin dünyanın atmosferindeki çöküntülerden ileri geldiği zannedilmiş, fakat sonra ya­pılan araştırmalar sonucu bunların güneş üzerinde oldukları anlaşılmış­tır. Bugün bu tekelerin, güneşin mer-
kezinden gelen ve fotosferi oluşturan büyük gaz sütunları oldukları bilin­mektedir. Uzaktan bakılınca güneşin parlaklığı yanında daha karanlık gö­zükmektedirler.
Günümüzde, güneş lekeleri hak­kında daha fazla ve kesin bilimsel bil­giler vardır, büyüklükleri, yükseklik­leri, ne kadar sürdükleri. Bu lekele­rin günlük hareketleri incelenerek güneşin de dünya gibi bir eksen et­rafında döndüğü anlaşıldı. Bu leke­lerin değişik enlemlerde, değişik hız­larda dönmeleri, güneşin yüzeyinin bir bütün olmadığı sonucu çıkarıldı. Bu dönüş hızı ekvatorda daha fazla (bir tur 25 gün) ve kutuplarda daha azdır (Bir tur 34 gün).
Bundan sonra bu lekelerin 11 yıl­da bir minimum ve maksimum akti-viteye ulaştıkları saptandı.
Onbir yılda değişen bu olayın dün­yadaki yaşamı da etkilediği anlaşıl­dı. (Bunlar içinde, bitkilerin büyüme­si, mini buzul çağları, yağmurun faz­la olması ve bazı uzmanlara göre in­sanların düşüncelerinin değişmesi sayılabilir.)
Diğer güneşler
Güneş uzaydaki en büyük yıldız değildir. Bazı yıldızlar o kadar büyük­tür ki içlerine güneşimiz boyunda 25 milyon yıldız sığabilir. Galaksimiz sa-

EĞER GÜNEŞ SÖNSEYDİ
Güneş ışığının dünyaya ulaşması?:
8.5 dakika
sürer. Eğer aniden güneş
enerjf vermeyi
durdutursa, dünya ımz 8. S dakika'
sonra ölmeye başlar. Başlangıçla,
suyun buharlaşması,
rüzgar akıntılan,
yağmur ve kar durur.
Fakat güneşin sönmesi mümkün mü
SadecÇ mümkün değil,
kesindir. Fakat
bu çok uzun zaman sonra atacak
bir olaydır. Uzmanlar, gü nesin
en azından dört bin milyon
yıldır parlattığını hesapladı/ar.
Hidrojenin
çoğu helyuma dönüşünce
güneş Ölmeye başlayacaktım
manyolunda 100.000 milyon geze­gen vardır. Galaksimizin bir ucundan diğer ucuna gitmek 100.000 ışık yılı kadar sürer.

18 Nisan 2009 Cumartesi

Enerjinin Dönüşümü

Enerjinin Dönüşümü
Değirmen insanoğlunun ilk icatlarından biridir. Rüzgâr veya suyla çalıştırılabilir.
RÜZGÂR GÜCÜYLE ÇALIŞAN POMPA
dişli çarklar

I fren
I fren I kontrolü
vanalar
tından ndürülür
Önebılen
X; jdonebılen yapıyı rüzgara doğru vıren dıreksıy
şaft
gücü
' A'dan
B'ye
iletir
ENERJİ

Birçok enerji çeşidi vardır. Bazıları günlük yaşantımızda çok yaygındır. Bunlar, termal enerji (ısı), güneş enerjisi (ışık), ve kinetik enerji (Ha­reketli cisimlerin enerjisi).
Genelde, doğal enerji kaynakları bulundukları gibi kullanılamaz. Örne­ğin, kömürün termal enerjisi yoktur. Isı vermez, fakat kimyasal enerji de­polar.


ANA ENERJİ KAYNAKLARI
, kimyasal enerji-» dönüştürülür.
(edilemez ve üretilemez ı bir enerji türüne dönüş-: Enerjiyi belirli bir şekilde fc için, örneğin bir yemeği kipin, kimyasal, mekanik, ter-" rik gibi birçok enerji tü-ı gerekir.
KULLANIMI
I olarak insanlar tarafından ı enerji dört çeşittir: Gü-t dünyanın çekirdek ısısı, evren-ı ve madde (nükleer aktivi-
Bu kaynaklardan elde edilebilecek 1 çeşitleri: Mekanik (kinetik ve-. ya potansiyel), örneğin, rüzgar veya (akıntıları; termal, örneğin, Gü-ı gelen ve aynalarla toplarfa-ı ısı, kimyasal, örneğin, fosil ya-- yemek ve odundaki enerji.
Bu enerji kaynaklarının kullanıla-Hmeleri için, belirli araçlarla önce dönüştürülmeleri gerekir.
GEÇMİŞTE
En yaygın enerji dönüşümü insa­nın yemeği sindirmesidir. İnsanın ye­diği bitki yaprakları güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürüp de­polamak için fotosentez yaparlar. Insanlar ve hayvanlar; bu bitkileri yi­yerek, kimyasal enerjiyi, kaslar ara­cılığıyla mekanik enerjiye dönüştürürler. Örneğin, at arabasını çeken
bir at.
Odunun yakılması, kütükleri ve ağaçları taşımak için ırmaktan yarar­lanılması, yelkenlileri itmek için rüz­gar kuvvetinden yararlanılması ilkel enerji dönüşüm yoljartair.
Sonraları, insanoğlu, çevredekidoğal enerjiyi kullanabilmek için ya­pay enerji dönüştürücüleri yaptılar.Bunların en eskisi, zayıf ve yararı olur mayan mekanik enerjiyi, yararlı me­kanik enerjiye dönüştüren rüzgar de­ğirmenleridir. Yakın geçmişte, yakıt-ı taki kimyasal enerjiyi mekanitrerıer dönüştüren buhar motoru bulunmuştur Y1
Buhar gücü endüstri devriminin , anahtarıdır. Buhar gücü tamamen ta­rıma dayalı olan toplurrilan endüst-leştırmeye başladı. Bûntfri etkileri sa­dece ekonomik değildi ye yaşam tarzımızı da değiştirdi
İngiltere'de, Thomas' Savery, ilk olarak madenlerinde buhar pompa­lan kullandı (1698). Savery'nin mo­torunun birçok dezavantajları vardı ve sonradan bu motor 1712'de Tho­mas Nevvcomen ve 1769'da James 1 Watt tarafından geliştirildi.
Buhar motoru, sonradan yakıtlı ' motora ve jet mpto/^rjadogu^tü..,-,
İMKANSIZ
BİR AKİME. Bu örnekteki enerji kaynağıyla i ket edebilecek btrmakmdk te, birçok kişi, hiç itmeden i vermeden, sürekli o/arak han bitecek makmalar yaptabik myorlardı. Birçok çeşit makine t di. yaptldı fakat hiçbiri başaryei İomadı. Bûylemakmatarıyapmeki kansızdır çunku enerji yoktan \. letnez. Gerçek makineler enerjfyt ı dece dönüştürebilirler fakat oluşlu inatlar


ENERJİ NASIL KORUNABİLİR?
Dünyadaki enerjinin korunmastrun bir yolu tüketimi azaltmaktır. Günü­müzde kullanılan enerjinin çoğu pet­rolden elde edilmektedir. Bu enerji dolaylı olarak elektrik şeklinde veya yakıtlı motorlarla kullanılmaktadır. Enerji, örneğin, daha iyi termoeiek-
Evde ısının nasıl korunabileceği aşağıda gösterilmiştir. Tipik bir evde, enerji duvarlardan . camlardan ve çandan kaybolur. Aşağıdaki örnekte, (At evi yehnlmamışHr ve kömürle ısıtılmaktadır. Isının büyük bir kısmı dışarıda kaybolur.
trik santrallar ve araba motortan ya­pılarak; kağıt, cam ve alüminyum gi- r bi maddelerin (bu maddeler çok fazla f miktarda enerji sarfiyatıyla yapılır) atılması önlenerek; organik artıktan tekrar kullanarak ve evlerdeki ısı kay­bı önlenerek korunabilir.
Karşılaştırmak için, (B) evinde bir merkezî ısıtma sistemi vardır. Duvarlar (I), yer (2) ve pencere kenarlarındaki açıklıklar (3) çift kattır. Baca (5) kapatılmış, tavan arası (6). çatı (S) ve su boruları (7) yalına bir maddeyle kaplanmıştır.

gösterilmiştir. Bu sistem hidroelek­trik santralının benzeridir.
Tek fark, su iki yönden akmaktadır. Hidroelektrik santralde su tek yönde
tte su kabarıp içeri (A) girer ve [şeklindeki elektrik jeneratörü­nü çalıştırır. Su yine alçalıp (A)'dan JBnize (B) döndüğü zaman da jene-"örü ters yönde çalıştırır. Dünyanın ;ok yerinde böyle gel-git santralı vardır.

Uzay Araçları

Uzay Araçları
Güneş paneli

Amerikalılar 15 Temmuz 1975 tarihinde Cape Kennedy Üssü'nden bir uzay aracı fırlattılar. Aynı anda da Rusların Soyuz aracı uzaya fırlatıldı. Amerikan uzay aracında üç, Rus uzay aracında iki astronot vardı. Bu, o güne kadar gerçekleşmiş tüm buluşmaların en olağanüstü nitelikte olanıydı- çünkü bu bir uzayda buluşma olacaktı. İki uzay aracı 17 Temmuz 1975 günü yörüngede kenetlendiler ve bir takım denemeler yaptıktan sonra, iki gün boyunca kenetli kalan uzay araçları yeniden birbirlerinden ayrıldılar ve atmosfere dönme manevralarına geçtiler. Bu olay, sadece bilimsel açıdan çok büyük bir adım olmakla kalmıyor, aynı zamanda insani ve siyasi önem de taşıyordu. Bu olay, her iki süper gücün, uzayın hiçbir zaman bir tek ulusa ait olamayacağı görüşünü benimsemeleri demekti. Uzay, dünyadaki tüm uluslara aitti.
UZAYDA YAŞAM
Canlı organizmaların büyük ço­ğunluğu gibi, insan da ancak bios-ferde, yani dünyanın yüzeyindeki ve onu çevreleyen atmosferdeki ortam içinde yaşayabilir. İnsan, bu alanın dışına çıktığı anda, yaşayabilmesi için gerekli koşulları arkasında bırak­mış olur. Bilim adamları, bu sorunu çözebilmek için, dünyadaki "koşulla­rı yapay olarak kapsülün içinde ger­çekleştirmek zorunda kaldılar. Uzay araçlarının, tehlikeli radyasyona da­yanacak sağlamlıkta ve yapıda olma­sı, insanın kaldırabileceği basınç ve ısı ölçülerini koruması gerekiyordu. Uzay aracında "solunabilir hava" ya­ni oksijen ve nitrojen karışımı bulun­ması şarttır. Ayrıca, uzay kapsülleri­nin, yeniden dünya atmosferine gi­rerken karşılaşılan yoğun ısıya daya­nabilecek malzemeden yapılması da gerekliydi.
Amerikan Apotlo uzay aracı ile Sovyet Soyuz uzay aracı kenetlenme manevrasında görülüyor.

Apollo uzay aracı

Güneş paneli
AIM-Güneş teleskobu için J»po8o Teleskop Ayağı
Uzay Laboratuvarı Skylab
Stfleb adlı uzay laboratuvarı, " Apollo uzay aracı ile yörüngede görülüyor. Güneş panelleri çarpı eti biçiminde yerleştirilmiştir.

Güneş teleskobu için A TM (Apollo Teleskop Ayağı) ve yanlarda ana güneş panelleri vardır.
SKYLAB
i
; 1973 yılında bu uzay i'aboratı Satürn V roketiyle yörüngeye idi. Skylab, beş yıl süreyle dünya\ 420 km. yukarısında gerçek bir i i istasyonu gibi görev yaptı. NA araştırmacıları, birkaç aylığına ı laboratuvarına gönderildiler ve t çeşitli gözlemler ve deneyler yaptıtt \stronotlar, Apollo kapsülü ile ut "ya gidiyorlar ve çok karmaşık bir kf netlerime manevrasından sont Skylab'e ulaşıyorlardı. Onların bu i lışmaları ve büyük güneş teleskobui la yaptıkları gözlemler sayesinde t ronomi konusundaki bilgilerimiz i yük ölçüde arttı.
Astronotlar Skylab'in bakım ve t rım iş/erini yaparken, ayakkabıları t demir ızgaraya raptediliyordu. Aksi takdirde uzayda yer çekimi olmadığı için boşlukta uçacaklardı. 1978 da, 82 ton ağırlığındaki Skylab, rüngesinden çıkmaya başladı ve t si yıl dünyaya düştü. Neyse ki, he hangi bir zarara yol açmadı.

SALYUT
Rus uzay aracı da, tıpkı Skylab gibi, dünya çevresinde yörüngeye otur­muş bir bilimsel lâboratuvardır. Ast­ronotların içinde yaşamak ve çalış­mak durumunda oldukları uzay ara­cının hemen her santimi, astronotla­rın deney yapmak ve bilgi toplamak için kullanacakları bilimsel araçlarla doludur. Araçların çalışması için ge­rekli enerji, uzatılabilen güneş panel-leriyle sağlanır. Bu panellerin üzerin-
deki piller güneş ışınlarını elektrik enerjisine dönüştürür. Uzay aracınrn yörüngede kalmasını sağlayan manevralar, itici roketlerle yapılır. Salyut, 6 dünyadaki kuman­da merkeziyle sürekli radyo bağlan­tısı içindedir. Bu amaçla, son dere­ce duyarlı bir antenle donatılmıştır. Astronotlar uzay laboratuvannın iki ucuna kenetlenen uzay gemileriyle buraya gelirler. Operasyonlarını ta­mamladıkları zaman, astronotlar dünyaya dönerler, laboratuvar ise
yeni görevlileri beklemek üzere' rüngede kalır.
Ruslar, astronotlarını Salyut'arip götürmek için Soyuz roketi kul] nıyorlar. Bu roket üç bölümden ı" şuyor: Burun kısmında küresel yörünge modülü bulunuyor. Bun arkasında Eskimo eylerine benzer t çimde atmosfere giriş bölmesi alıyor. Arka bölümde silindir biç de bir servis modülü bulunuyor. I modülün arkasına takılmış olarak t bir çift uzun güneş paneli yer alıyor
Kübalı kozmonot Arnaldo Tamajo Nendez ve yardımcı pilot Rus Yu ' Romanenko, Gagarin uzay merkezindeki bir Salyut 6 maketi. içinde eğitim yaparken. Küçük resimde Salyut 6.
Güneş panelleri
Kumanda I
Telsiz anteni
Astronot kabini
İtici roketler Böylelikle, uzayda büyük labora-tuvarlar, hatta uzay araçlarının inip kalkabileceği uzay limanları kurula­bilecektir. Uzay mekiği yeniden at­mosfere girerken, havada süzülerek normal bir uçak gibi iniş yapar. Sa­dece mekiğine 5 km. 'lik bir iniş pisti gereklidir.
Teorik olarak, dünyaya dönüş yap­mış olan uzay mekiği, ondört gün sonra yeniden uzaya gitmeye hazır olabilecektir. Bu uzay mekiği, 10-30 ton yük taşıyabilecek ve kullanılma süresi boyunca 50 sefer yapabile­cek, bundan sonra daha fazla yararlı olamayacağı için seferden kaldırıla­caktır.
Uzay mekiğinin hav atmosfere girme aşamalarır
1) Ateşleme rampası
2) Katı yakıt roketleri atılıyor
3) Yakıt tankı atılıyor
4) Yörüngeye giriş
5) Uzay mekiğinin kesiti
6) Motorsuz olarak iniş

ilk olarak, . Japonya'-a'ya atom ı tatlanıldı.
r güç, elektrik , tıpta ve ula-lır. Tıpta, ı hücrelerin öl-»dyoaktiviteden
ı güç istasyonu, 1956 yi-aner Hall'da kurulmuştur.
iw istasyon, 160 milyon ki-fazla elektrik üretmek-aatfr. Dünyadaki en büyük atomik •jiç istasyonu 2.000 megawattan faz-üretmektedir, fakat bu is-
tasyonlar tepki görmektedir çünkü herhangi bir yanbshk sonucunda çok büyük tehlikelere yol açabilmektedir­ler.
Dünya... Doğal Ur güç kaynağı
Enerjiye doymayan bir dünyada yaşıyoruz. Çünkü enerji, endüstrinin, iletişimin anahtarıdır, insanoğlu, ya-ratıcılığıyla, endüstrinin çarklarının dönmesi için gereken, makinaların çalışmasın* sağlayan, enerji üretici araçlar bulmuştur.
Enerjinin azaldığı ve gittikçe paha-lılastığı bir çağa girdik.
Enerji endüstrisi tükenebilir kay­naklara dayanmaktadır.
Petrol gittikçe azalmaktadır ve in­sanın da en etkili bir şekilde kullana* bildiği enerji doğal kaynaklardır.
Rüzgar gücü yıllarca ki tır. 18. ve 19. yüzyıllarda buhar ı cü bulunmadan önce yelkenli gemi-1 teren iyi zamanlarını yaşadılar. Rüz­gar gücü, aynt zamanda, büyük de­ğirmen kanatlarının çevrilmesiyle. elektrik üretiminde de kullanılmakta-1 dır.
Yeraltında ve Okyanus yatakların-1 da. büyük miktarlarda bulunan doğal aaz, evlerin «Olmasında veya termik santralarda elektrik üretiminde! kullanılmaktadır.
Aym zamanda, kullanılamayan ba-1 zı doğal güç kaynaklar da vardır. I
Depremler ve volkanlardan yararla-1 ndabitoeydi binlarce megavat elektrik I elde editobiürdi. Fakat bu olaylar dü- zenaizdir.

ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ
Kaç çeşit enerji türü vardır? Enerji, is yapabilme yeteneği olduğuna göre bu soruyu şu şekilde de sorabiliriz. Enerjiyi kaç şekilde kullanabiliriz?
Temelde iki çeşit enerji vardır.Kullanılan (kinetik enerji) vedepolanan (potansiyel enerji). Birtomurcuk düşünün, karanlık biryerde ne yaparsanız yapın,tomurcuk ölüdür. Fakat bir yereekilirse, tomurcuk kök salar veçiçek açar. Karanlık yerdeyken,tomurcuğun, köksalacak ve çiçek açacak enerjisivardır fakat buenerjiyi kullanmıyorttur. Bupotansiyel enerjidir. Fakatbüyümeye başladığı zaman buenerjiyi kullan iyordur.Diğer bir örnek de büyüyen birağaçtır. Büyüdüğü sürece enerjikullanıyordur. Eğer kesilirse, hâlâenerjisi vardır. Fakatkullanmıyordun Eğer ağaç yeregömülüne ve fosilleşirse yakılabüen \kömür haline gelir. Yanma,depolanmış enerjinin açığaçıkmasıdır. Hatta, kömürden açığaçıkan ısı elektrik üretiminde dekullanılabilir.
Değişik enerji türleri: Kimyasal enerji, mekanik enerji, elektrik, nükleer enerji ve güneş enerjisidir. Nükleer enerji 20. Yüzyıl'da en çabuk gelişen enerji çeşididir. Birçok insan, eğer bu enerji dikkatli kullanılmazsa, radyoaktif artıkların büyük tehlikeye yol açacağına inanmakladır.

Roketler

Roketlerinen ilk insanları taşıyan Apollo 11 uzay gemisini fırlatan Satürn V \trokeü, şimdiye kadar yapılan roketlerin en büyüğü idi. 110 m. hyüksekliği, 24 trenin ağırlığına eşitti. Depoları 2 milyon kilo petrol ve îisıvı oksijen alıyordu. Kalkış anında 1.000 hp ya da 2 milyon liotomobilinkine eşit güç oluşturan üç aşama için 41 motor gerekiyordu. UBirinci aşama, rokete saatte 9.900 km. 'lik bir hız veriyor ve ikibuçuk ^dakikada yaklaşık iki milyon kilo yakıt tüketiyordu.

BALON NEDEN ÖNE DOĞRU UÇAR
Büyük Satürn V roketi dünyadan havalanıp, tarihsel uzay yolculuğu­nu yapabilmesini, etki ve tepki ilke­sine borçludur. Cisimlerin hareketi­ni düzenleyen temel yasalardan bi­risi etki ve tepki yasasıdır. Etki ve tepkinin işleyişini görmek için, balo­nu seyretmemiz yeterlidir. Peki ama, 1969-1972 yıllan arasında aya astro­notları taşıyan altı kumanda modü­lünü fırlatan bir roketle basit bir ba­lonun ne gibi ortak yanı olabilir diye­ceksiniz.
Balonu şişirip ucunu iple'bağladık­tan sonra masanın üzerine oturtur­sanız, balon hiçbir yere kımıldamaz. Çünkü, balonun içindeki hava her yönde eşit basınçla balon zarını it­mektedir. Basınç dengeli olduğu ye balonun hiçbir yerinde havanın itici gücü başka yerlerinden fazla olma­dığı için, balon hareketsiz kalır. Ama, balonun ağzını bağlayan ipi çözecek olursanız, bu delikten hava dışarı fır­lar, balon da bir roket gibi ileri atılır. Bu neden olur? Bunun nedeni, ipi çözmekle güçler dengesini bozmuş olmanızdır. Açılan delikten dışarı ha­va çtkar -havanın hareketinden do­ğan etki, balonun ters yönde ileri fır­laması tepkisini doğurur. Çocukların oyuncak havai fişeklerinden dev Sa­türn V roketine kadar tüm roketler aynı etki- tepki yasasıyla hareket eder.